Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

R Kompleksi Nedir?

Alfred Adler, “Aşağılık ve üstünlük kompleks”lerinin bireyden başlayıp toplumu şekillendirmeye başladığı aşamada R kompleksini ortaya atıyor.


Toplumun üstünlük ve aşağılık komplekslerinin bileşimiyle oluşan bu ruhsal sorun, üç aşamada ortaya çıkıyor. Önce toplum ve bireyler “Biz, onlar, ötekiler” gruplarına ayrılıyor. İkinci aşamada her grup için ayrı korku ve dehşet kültürü yaratılıyor ve bunun içinde yaşamaya zorlanıyorlar. Bu karşıtlık içinde çatışmalardan bunalan toplum, zalim düşmanlara karşı ilkel bir birlik ve bütünlük kuruyor.

R kompleksine yakalanan kitleler, aslında çatışma ortamını yaratan, ancak sürekli masum ve mağdurluk beyanında bulunan liderle özdeşlik kuruyor. Bunu bir algı mühendisliği ile lider sağlıyor çünkü hayatında ezilmiş, bunalmış, sürekli yenik hisseden bireylere verdiği mesaj “Ben de sizden biriydim. Ama şimdi geldiğim güçlü duruma bakın. Sizin desteğinizle sizin adınıza düşmanlarımıza posta koyacak, canlarına okuyacak hale geldim. Kendimi kurtardıysam sizleri de aynı şekilde kurtarıp, kendim için yarattığım bu düzen ve refaha sizi de dahil edebilecek olan benim.”

Bu algı mühendisliğinde, laf cambazlığıyla kültürel değişim ve gelişmenin yönü geleceğe değil aslında hep geçmişe çevriliyor.

Çoğu lider bu söylemlerini din ile de korumaya alıyor çünkü her dinin geçmişteki güç referansı günümüzden büyük. Söylemlerde Tanrı’dan alınan kutsal görevler dikkat çekmeye başlıyor. Bu söylemleri savunacak bir danışmanlar ordusu ile toplum üzerindeki ikna edicilik besleniyor. Bu kutsal görevden ve gidilen yolun doğruluğundan şüpheye düşenlerle yol ayrılıyor, şüpheciler dışlanıyor, hedef gösteriliyor, birlikte yürünenler ise yüceltilmeye, güçlendirilmeye başlanıyor.

Bu da toplumun kalanına, destek verenlerin de bir gün aynı güce kavuşabileceği mesajını vermeye yarıyor.


Kendi çıkarımlarımı anlatmadım, Adlerian psikolojiye dair kaynaklarda farklı cümleler ile aynı tespitlere ulaşabilirsiniz. Bu, bize çok tanıdık gelen durumun en azından sadece bizim başımıza gelen bir hal olmadığını fark edebiliriz. Üzerine tezler yazılmış bir stratejiden bahsediyoruz.

Bu, algı mühendisliği sonucu ortaya çıkan, kültürel yozlaşmanın, eğitim sistemi başarısızlığının, geçmiş siyasi tarihin, bireysel ve toplumsal kaybedişlerin tamamının birikimini yöneterek bilinçli yaratılan bir toplumsal ruh hastalığı: R kompleksi.

Dünyaya ne ekonomik ne de kültürel anlamda damga vuramayan bir milletin, günlük yaşamında da gerçek zaferler kazanamayan bireylerinin, milli tarih adı altındaki lirik hikayeler ile büyüyen çocuklarının, modern zamanların göbeğinde yeniden gürz, top, tokat, kılıç, kalkan özlemi yaşaması belki de bundan.

Kompleksi aşamadıkça birilerine ayar verip, düşmana diş gösterip, tokadı çakarak “var” hissetmeye çalışıyorlar.

Bundan 20 sene önce, bir Türkiyeli müzisyen, tiyatrocu, sinemacı, sporcu uluslararası arenada ses getirecek bir başarı ortaya koyduğunda, bu gerçek bir zafer olarak kutlanır, tüm ana akım haberlerde defalarca altı çizilir, devlet kurumlarınca çeşitli şekillerde ödüllendirilirdi.

Şu an böyle haberler ile coşmuyor olmamız da bir tesadüf değil.
Ayşen Şahin Aksakal’ın makalesinden alınmıştır.


Bu makale 15-01-2019 tarihinden bu yana 136 defa okunmuştur.