Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Özgürleşme Olgusu

Özgürleşme Olgusu

ÖZGÜRLEŞME OLGUSU - Erich Fromm / Sosyoloji

Çağımızın en verimli düşünürlerinden Erich Fromm´un insanın özgürlükten gerçekte korktuğunu ve bu korkunun nedenlerini irdelediği muhteşem bir eser. Özgürlükten korkan insan ilk fırsatta kendini yönetecek ´´Diktatörlüğü´´ kendi elleri ile kurmakta. Özgürleşme yolunda atılacak en ciddi adımlardan biri bu kitaba zaman ayırmak olmalı. Kitap ´´ÖZGÜRLÜKTEN KAÇIŞ´´ adı ile de basılmış. Hayatınıza yön verecek, yepyeni farkındalıklar oluşturacak bu baş ucu kitabına zaman ayırmanızı ve kitaplığınızda yer vermenizi ısrarla hatırlatırız. javascript:ntrTemp(); veya javascript:ntrTemp(); adreslerinde eser üzerine çok detaylı yorumları okumanızı tavsiye ederiz.
Kitaptan: *** Bilmemiz gerekir ki yalnız insan tarih tarafından değil, tarih de insan tarafından yaratılır. (Sayfa, 15)
*** Eğer yaşamın anlamı kuşkulu hale gelmişse, insanın başkalarıyla ve kendisiyle olan ilişkisi güvenlik yaratmıyorsa, kişinin kuşkularını susturmanın araçlarından biri üne kavuşmaktır. (Sayfa, 51)
*** Kendisini Tanrının korumasına bırakmış bir insanın ´özgür iradesi´ yoktur, o ya Tanrı iradesinin ya da Şeytan iradesinin tutsağı, kölesi ve uşağıdır. (Sayfa, 76)
*** Bireyin, erdemleri açısından kendisini değersiz ve önemsiz hissetmesini sağlamakla, onu Tanrının elinde güçsüz bir aletmiş gibi hisseder duruma sokmakla, Luther, baskıcı bir dünyasal otoriteye karşı kesin tavır almak için insanda mutlaka bulunması gereken özgüveni ve insanlık onuru duygusunu yok ediyordu. (Sayfa, 83)
*** Vicdan, insanın kendi içine kendi elleriyle yerleştirdiği bir köle ağasıdır. Onu, kendisine ait olduğunu sandığı isteklere göre hareket etmeye yöneltir, oysa bu istekler, aslında dıştan gelen toplumsal taleplerin içselleştirilmesidir. Sert ve acımasızdır, insanın bütün yaşamını gizemli ve bir günahın kefareti haline getirerek, zevki ve mutluluğu yasaklar. (Sayfa, 98)
*** Yalnız ve yalnız tek bir kişiyle yaşanabilecek türden sevgi, bu özeliiği nedeniyle sevgi değil, sapkınlık derecesinde bir bağlılıktır. (Sayfa, 117)
*** Freud egosu yüksek kişinin, sevgisini başkalarından çekip kendi şahsına yönelttiğine işaret etmiştir. Bu tümcenin ilk kısmı doğrudur gerçi ama ikinci bölümü yanlıştır. Böyle bir kişi ne başkalarını ne de kendini sever. (Sayfa, 119)
*** Ekonomik bunalımlar, işsizlik, savaş insanın geleceğini belirlemektedir, insanoğlu, dünyasını kurmuştur, otomobiller, giysiler üretmekte tahıl ve meyve yetiştirmektedir.
Ama kendi elleriyle ürettiği ürüne yabancı hale gelmiştir, artık inşa ettiği dünyanın efendisi değildir; tersine., bu kul yapısı dünya onun efendisi olmuştur, insan dünyanın önünde eğilmekte, elinden geldiği kadar onu mutlu etmeye, eğitmeye, düzeltmeye çalışmaktadır. (Sayfa, 120)
*** Acı çekmek, kendini unutma sonucuna ulaşma aracıdır. (Sayfa, 157)
*** Sevgi, eşitlik ve özgürlük temeline dayanır. (Sayfa, 163)
*** Ruhbilimsel anlamda, otorite tutkusu, güçlülükten değil, zayıflıktan kaynaklanır. (Sayfa, 164)
*** Otoriteci kişilik, insan özgürlüğünü sınırlayan koşullara bayılır, yazgıya boyun eğmeyi sever.
-Otoriteci kişilik geçmişe tapar. Daha önce var olmamış bir şey istemek ya da ona kavuşmak için çaba harcamak cinayet ya da çılgınlıktır.
- Gelecekteki bütün kuşakların omuzlarına konulan ilk günah kavramı, otoriteci deneyimin tipik özelliğidir.
- Bütün otoriteci düşüncelerin ortak özelliği, yaşamın, insanın kendi benliğinin dışındaki çıkarları ve istekleri dışındaki güçler tarafından belirlendiği inancıdır. Olası tek mutluluk, bu güçlere boyun eğmekle elde edilebilir. İnsanın bu güçsüzlüğü, mazoşist felsefenin temel özelliğidir.
-En büyük erdemi acıyı sona erdirmeye ya da en azından azaltmaya çalışma cesaretini göstermek değil yakınmaksızın acı çekmektir. Yazgıyı değiştirmemek, tersine, ona boyun eğmek, otoriteci kişiliğin gözünde kahramanlıktır.
- Otoriteci kişiliğe göre dünya, güçlü insanlarla güçsüzlerden, üstünlerle aşağı insanlardan oluşur. İster cinsel olsun, ister ırksal, farklılıklar onun için kaçınılmaz olarak üstünlük ya da aşağılık belirtileridir.
- Otoriteci kişiler kendilerini ´onun´ korumasını beklerler, kendilerine ´onun´ bakmasını isterler ve kendi öz davranışlarının sonuçlarından ´onu´ sorumlu tutarlar. (Sayfa 173-176)
*** Yaşam ne kadar gerçekleştirilirse, yıkıcılığın gücü o ölçüde azalacaktır. Yıkıcılık, yaşanmamış yaşamın sonucudur. (Sayfa, 186)
*** Nazi partisi Almanya ´haline geldiğine´ göre, ona karşı olmak, Almanya´ya karşı olmak şeklinde anlaşıldı.
Nazi ideolojisinin aşağı orta sınıfa bu kadar çekici gelmesinin nedeni, aşağı orta sınıfın toplumsal özelliğinde aranmalıdır. Güçlüye hayranlık, zayıftan nefret, küçük adamlık, düşman yürekli olma, para konusunda olduğu gibi duygu konusunda da cimrilik ve çilecilik gibi baı özellikler, tarih boyunca bu orta sınıfın belirleyici niteliği olarak yaşamını sürdürdü. Yaşama bakışları dardı, yabancıya kuşkuyla bakıyor, ondan nefret ediyorlardı, tanışma konusunda meraklı ve kıskançtılar, kıskançlıklarını ahlaksal tepki olarak gösteriyorlardı; bütün yaşamları, psikolojik olduğu kadar ekonomik kıtlık ilkesine dayandırılmıştı. (Sayfa,212-213)
*** Kitleler yalvaranı değil, yöneteni severler. (Sayfa, 223)
*** Sabah, hatta gündüz saatleri, insan iradesinin bir başkasının iradesini ve görüşünü kabule zorlanmaya karşı koyma gücünün en fazla olduğu saatler olarak biliniyor, insanlar, akşamları, kendilerininkinden daha güçlü bir iradenin egemen gücüne daha kolay boyun eğerler. (Sayfa, 224)
*** Sosyalizm, bireyi bütüne feda etmektir. Bireyi feda etmek ve onu bir toz zerresine, bir atoma indirgemek, Hitler´e göre, kişinin bireysel görüşünü, çıkarlarını ve mutluluğunu feda etmesi anlamını taşır. ´Fedakârlığı´ över Hitler ve ´insanların kendi mutlulukları peşinde koşarken cennetten uzaklaşıp cehenneme düşeceklerini´ öğretir. Eğitimin amacı, bireye kendini ortaya koymamayı öğretmektir. (Sayfa, 233)
*** Bilimin amacı, dünyaya tutkusuz ve çıkar düşünmeksizin bakmaktır. (Sayfa, 247)
*** Halkın, halk tarafından halk için yönetilmesi ilkesi hem siyasal hem de ekonomik alanda uygulanmalıdır. (Sayfa, 274)
*** Demokrasi bireyin eksiksiz gelişmesi için gerekli ekonomik, siyasal ve kültürel koşulları yaratır. Faşizmse, hangi ad altında olursa olsun, bireyi, kendisinin dışındaki amaçlara boyun eğmek durumunda bırakır ve gerçek bireyselliğin gelişmesini köstekler. (Sayfa, 275)
*** Günümüzde insana en çok acı veren, yoksulluk değil, büyük bir çarkın küçük bir dişlisi, bir robot haline gelmiş olmak ve yaşamının boş ve anlamsız olmasıdır. (Sayfa, 276)
*** Özgürlük her türden gelişmenin temel koşuludur. (Sayfa, 290)
Arka Kapaktan: Özgürlük, birçok yenilgiye rağmen, savaşlar kazanmıştır. Özgür yaşam için ölümü hiçe sayan birçok insan olmuştur tarih boyunca... Bu türden bir ölüm, o insanın bireyselliğini en açık bir biçimde ortaya koyma şekliydi. Tarih, insanoğlunun kendi kendini yönetmesinin, kendi adına karar vermesinin ve uygun gördüğü şekilde düşünmesinin ve duymasının olanaklı olduğunu kanıtlıyordu sanki. Toplumsal gelişmenin yolunda hızla ilerlemekte olduğu hedef, insanoğlunun gizli güçlerini tam anlamıyla ortaya koyuyordu...

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.