Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Bir Çöküşün Öyküsü

Bir Çöküşün Öyküsü

BİR ÇÖKÜŞÜN ÖYKÜSÜ - Stefan Zweig / ÖYKÜ

Zweig bu novellasında kaybetmiş bir insanın duygu dünyasını biz okurlara açmakta. Fransız Sarayının gözdelerinden olan kahramanımız bir nedenle saraydan uzaklaştırıldığında hissettikleri ve tekrar eski konumuna kavuşmak için çevirdiği dolapları okuyacaksınız. Hızınıza göre bir saat içinde bitirmeniz mümkün.
javascript:ntrTemp(); ve javascript:ntrTemp(); adreslerinde kitabı okuyup yorum yapmış iki okurun sayfalarına göz atmanızı tavsiye ederiz.
´´Son derece ilginç çarpıcı bir çöküşün öyküsü okudum.
XV.Louis döneminde Fıransız sarayında çok etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır.
Mademe de Prie günün birinde gözden düşer ve Kral tarafından Normandiya´ya sürgün edilir.
Parisin o eğlenceli şaşalı günlerinden sonra ne kadar süreceği belli olmayan tak başına kalacağı bir sürgün süreci beklemektedir onu.
Bu kitapta kibrin, kendini kandırmanın, etrafı kandırmanın kendinden başkasına zarar vermeyeceğini gördüm.
Giderek mantıklı düşüncesini yitiren kadın bütün dikkatleri üzerine çekmek için bir plan yapar.
Plânı uygularmı? Onuda okuyup öğreneceksiniz.
(Hatice Demircan isimli okurun yorumu.)
Kitaptan: *** Sadece duymak, bir insanın sesini duymak, içinde boğulmak üzere olduğu yalnızlık denizin önüne bu sesi bir set gibi çekmek istiyordu.
*** Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı. (Sayfa, 13)
*** Daha önce hiç denememiş olmasına karşın şahane rol yapıyordu. Çünkü başkalarınn önünde duygularını göstermeyi engelleyen her şeyi; korkuyu, kaygıyı, utancı, çekingenliği üzerinden atmıştı, nesnelerle gerçekten yalnızca oynuyordu şimdi. (Sayfa, 40)
*** İnsanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer, ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsinler hakkı olmayanları acımasızca geri çeviridi; talihin ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen kişi, arabaya bir daha yetişemezdi. (Sayfa, 48)
*** Evde bir ölü var, farkında değil misiniz?” Bir an şaşkınlık yaşandı. Çünkü ölüm sözcüğü bir sarhoşun yüreğine bile çekiç gibi inerdi.
*** Sonunda akşam olmuştu. Ama akşamlar da ne hüzünlüydü burada! Havanın kararmasından, her şeyin kaybolmasından, ışığın sönmesinden başka bir şey değildi.
*** Ruhu zaten ölmüştü, geriye bir tek bedenini öldürmesi kalmıştı.
*** O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman âşıktı.
Arka Kapaktan:
XV. Louis dönemi Fransız sarayının en etkin kadınlarından Madame de Prie, bir gün kralın gözünden düşer ve Normandiya’da bir köye sürülür.
Erkekler tarafından ilgi görmeye, Paris’in ışıltılı hayatına, yapmacık da olsa saygı ve hayranlık duyulmasına alışkın olan Madam için bu sürgün günleri katlanılmazdır.
Yalnızlık çekeceği ve kendiyle başbaşa kalacağı bu zamanda hayatına anlam katan tek şeyin eski günlerdeki yaşantısı olduğunu anlar. Artık gitgide sağlıklı düşünme yetisini de kaybetmiştir. Bir gün, onu kıskanan ve şehirden uzaklaşmasına içten içe gülen ne kadar aristokrat varsa hepsini sürgün olduğu köye toplayarak bütün zenginliğini gösterebileceği bir şölen yapmaya karar verir.
Amacı hem dikkat çekmek, hem mutlu olduğunu sanmalarını sağlamak hem de onlara unutamayacakları bir veda etmektir.

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.