Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Madalyonun İçi

Madalyonun İçi

MADALYONUN İÇİ - Gülseren Budayıcıoğlu / Psikoloji

Psikiyatrist olan yazarımızın kendi hastalarının yaşadıklarından yola çıkarak kaleme aldığı roman oldukça akıcı. Olayların akışı içinde okur, kahramanlar üzerinden kendi hayatına ışık tutabiliyor, bir çok kere farkındalık yaşayabiliyor. Büyük bir ihtimalle elden bırakmadan okuyup bitireceksiniz. Özellikle psikiyatri ilginizi çekiyorsa beğeneceğinize inanıyoruz.

javascript:ntrTemp(); veya javascript:ntrTemp(); linklerinde eser üzerine iki okurun detay yorumlarını bulabilirsiniz.

Kitaptan: **** Bir gün ölüp gideceğini ve her şeyin geçici olduğunu bilerek yaşayan ve hayatında sürekli bir anlam arayan biz insanlar bu anlamı, anlamlı şeyler yaparak bulabiliriz. (Sayfa, 12)
**** Bizden olmayan birinin bizi anlamasını ve anlatmasını bekleyemeyiz. (Sayfa, 13)
**** Sanki ev değil Nazi kampı. (Sayfa, 51)
**** Eğer bilgiyle, düşünceyle, hayatı geliştirmezsen, akıl ve zekâ neye yarar ki? (Sayfa, 63)
**** Keşke daha çok insan tanıyıp ve daha çok insanın kalbini kazansaydım. Şimdi düşünüyorum da giderken yanımda götürebileceğim tek şey buymuş. (Sayfa, 91)
**** Hepimiz insanız. Duygularımıza söz geçiremediğimiz zamanlar olur. Bir insan istediğini düşünebilir ama her düşündüğünü yapamaz. Cezayı gerektiren düşünceler ve duygular değil, eylemlerdir. (Sayfa, 121)
**** En az ilaçlar kadar önemli diğer bir önerim ise, bugünden itibaren hem kendinize hem çerçeveye olabildiğince hoşgörülü olmaya çalışın. Sizin hastalığınızın asıl ilacı hoşgörüdür. (Sayfa, 123)
**** Hayatta huzur çok önemli bir şeydir. Ruhsal hastalıklar çoğu zaman huzursuzlukla başlar. Birlikte yaşadığınız insanlar huzurlu ve mutlu olmalı ki siz de böyle olabilisiniz..... Dünyada iki tür insan vardır. Biri, beraber olduğu insanları mutlu edenler, diğeri de çevresini mutsuz edenler. (Sayfa, 124)
**** Psikiyatri insanları yargılamaz, sadece dinler, anlamaya ve yardım etmeye çalışır. (Sayfa, 139)
**** Hayat seni çok yaralamış ama bu yaralar sana güç vermiş. Sakın bırakma kendini. (Sayfa, 149)
**** Hayat bu, her zaman herşeyi başaramayabilir insan. Önemli olan başarabilmek için yeniden o masanın başına oturabilmek için yeniden o masanın başına oturabilmek ve başarmayı her zamankinden daha çok istemektir.
....biraz şefkat göstersene kendine. (Sayfa, 166)
**** Ölmek ya da deli olmak. İnsanların korkulu rüyası. (Sayfa, 167)
*** Ölmek için değil, yaşamak için cesaret gerekir. (Sayfa, 178)
,**** Aşk dünyada ki duyguların en güzelidir. Bu güzelim duygu neden bir anda duyguların en tehlikelisi olan öfkeye döndü? (Sayfa, 216)
**** ...siz demek hatalarına rağmen insanları sevebiliyorsunuz.
- Marifet bu zaten. Mükemmeli sevmek marifet değil ki... (Sayfa, 241)
**** Uğursuzluk ne biçim bir söz, çok anlamsız. Tanrının yarattığı en üstün varlık olan insana ´uğursuz´ demek bence kimsenin haddine düşmemiş. (Sayfa, 241)
**** Kimse durup dururken bu hale gelmiyor.
.... Nasıl bir anneden dünyaya geldiğimiz ne kadar önemli. İşte bu tam bir şans ve kısmet işi. Ailemizi kendimiz seçemiyoruz. (Sayfa, 244)
**** Konuşmak insanın zehrini alır. (Sayfa, 337)
**** Ben insanı sadece sevmiyorum, ona hayranım. Yeni bir insan tanımak, yeni bir şeyler keşfetmek gibidir benim için. O renksiz, sıradan gibi görünen nice insanlarda ne renkler, ne derinlikler bulabilmişimdir. (Sayfa, 364)
**** ´´Tanrı´yı göklerde aramak neden?
Tanrı, her insanın yüreğinde zaten´´ (Sayfa, 366)

Arka Kapaktan:

Yıllardır "panik atak" yaşayan bir işadamı...
Kendini peygamber ilan eden bir doktor...
Çok temiz olmak uğruna evlerini "çöp apartman" haline getiren güzeller güzeli üç kız kardeş...
Kendini bildiği günden beri, babası başta olmak üzere, çevresindeki bütün erkeklerden dayak yiyen genç bir kadın...
Ağır ceza reisi bir babanın "fahişelik" mesleğini seçen kızı...
Radyo ve televizyonlardaki bütün şarkıların kendisi için çalındığını zanneden genç bir devlet memuresi...

Dünyaya kız olarak gelen ancak kendini erkek hisseden bir transseksüel...