Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Sanma Ki Yalnızsın

Sanma Ki Yalnızsın

SANMA Kİ YALNIZSIN - Elif Şafak / DENEME

Yıllar içinde yazdığı romanlardan ve makalelerden bir araya gelmiş deneme türü bir kitap. Yazarı seviyor ve deneme tarzı ilginizi çekiyorsa okumayı tercih edebilirsiniz. javascript:ntrTemp(); / javascript:ntrTemp(); adreslerinde kitap hakkında daha fazla yorumlar bulabilirsiniz.

Kitaptan: *** Uzun evliliğin tek sırrı evladım, iyiyi kötüye yama yapmak. (Sayfa, 23)

*** Buddha, mutluluğu, insanın yaptığı işlerle ve sarf ettiği kelimelerle mutlu etmesine bağlamıştı. Yani bireyin içinde o gün ne hissettiğinden ziyade, insanlıkla kurduğu bağ idi aslolan. (Sayfa, 37)

*** Dua etmek, insanın Hakk´a sesini duyurma gayret. Meditasyon ise O´nun sesini duyma çabası. (Sayfa, 50)

*** Çehov´un dediği gibi, inanıyorum ki. ´´bizi çalışmak kurtarır.´´ Hamallık, angarya, ter dökmek, emek vermek, didinmek, ha bire dişinle tırnağınla kazıya kazıya çabalamak...Bunları severim. (Sayfa, 62)

*** İnanç olmadan dünya dönmüyor. Lakin pek çok şeyin olduğu gibi inancın da aşırısı, aşırıya kaçanı zarar. Güneşin olduğu yerde gölge, inancın olduğu yerde şüphe olmalı. İnsanın kendi doğrularından zaman zaman şüphe edebilmesi sağlıklı bir hal. Yoksa doğrularımız olur dogmalarımız. (Sayfa, 67)

*** Eleştirel düşünce olmaksızın ilerleyemez toplumlar. (Sayfa, 70)

*** Demokrasisi henüz olgunlaşmamış ülkelerde kadınların had ve hudutları hep erkekler tarafından belirlenmek istenmiştir. (Sayfa, 117)

*** Sarı değil ama gökkuşağı renkleriyle kendine gülebilen, arızalarıyla dalga geçebilen, mizah duygusu körelmemiş insanlar ve toplumlar çok daha kolay geçiyor demokrasiye. (Sayfa, 128)

*** İstanbul on milyondan fazladır diyorlar. Öylesine devasa. Hem bu kadar kalabalık, dip dibe insanlar, hem böyle çöl gibi ıssız, yapayalnız nasıl olur ki bir şehir? Çözemedim ya.(Sayfa, 129)

***Şiddet, silah ve intikam daha ilkel dürtülerden beslenirken, çözüm yolları arayışı zekânın karmaşık ve soyut bir şekilde kullanılmasını gerektiriyor. (Sayfa, 155)

*** Kendi dilinde şiir okumak, roman yazmak, hayal kurmak, hikâyeler yaratmak...Gayet temel ve insani bir talep. Ekmek gibi. Su gibi elzem. (Sayfa, 175)

*** Tarihimizi sadece ´kahraman ecdadımız´ söylemine indirgemek, işimize gelmeyen kelimeleri ayıklamak, fikirleri kapatmak, herkesi birbirine benzetmeye çalışmak, yekpare bir toplum yaratmak son derece tehlikeli, otoriter ve antidemokratik bir yaklaşım. (Sayfa, 185)

*** Bir ülkede demokrasi kaybının en önemli göstergesi kadın haklarında yaşanan kayıplardır. Dikkat edin tarih boyunca da bu hep böyle olmuştur. Önce kadın ve azınlık hakları baltalanır, usul usul; ardından hızla bütün bir demokrasi erir gider. Katılımcı bir demokraside hepimizin eşit söz hakkı olmalı. Ve tartışma ortamı sağlıklı, saygılı, sakin omalı. Ne yazık ki öfkeler ve tepkisellikler o kadar fazla, kutuplaşmalar o kadar derin ki konuşmayı unutmuşuz neredeyse. (Sayfa, 199)

*** Hakiki demokrasilerde vatandaşlar devletten çekinmez. Korku üzerine uzun soluklu, sağlıklı, dengeli, bir yapı kurulamaz. Hakiki demokrasilerde bireylerin özgürlükleri, devlet aygıtının örgütlü ve konsantre erkine karşı korumaya alınır. (Sayfa, 202)



(Sayfa, 185 + 186)


Arka Kapaktan: Sana kelimelerden kaleler yaptım. Hendekli, balkonlu, eflatun bayraklı, girişi saklı kocaman kaleler. Bir odasında bıraktım yüreğimi. Merasimsiz, habersiz, tantanasız ve beklentisiz usulca düşürüverdim elimden, olur da bulursan belki sevinirsin diye, öylesine.

Sana harflerden sarmaşıklar ördüm; geceleri gözlerini kapadığında, uyku ile uyanıklık arası o tekinsiz aralıkta durduğunda, cinlerin meşveret alanında yapayalnız kaldığında koklarsın belki, hatırlarsın diye.

Sana alfabeden kaftan diktim; azametle giyesin ve hiç üşümeyesin diye, kalın kadifeden, sırma ipliklerle. İşledim üzerine isminin baş harflerini, sessiz ve derinden, kimse bilmeden, sadece Yaradan’ın duyduğu bir yemin gibi.

Sana noktalardan güller, virgüllerden bülbüller, ünlemlerden yaylalar, noktalı virgüllerden dağlar ve ovalar yaptım. Her bir imla işaretini özenle ekledim isminin büyüsüne. Çünkü sevmek, yeni bir dil inşa etmek demek. İki kişilik bir dil. Çünkü aşkın olduğu yerde muhakkak kelam vardır, sessizlik değil.

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.