Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Don Kişot

Don Kişot

DON KİŞOT / Cervantes - Roman

Dünyanın ilk romanı olarak kabul edilir.  Don Kişot ve Sancho Pancho isimli iki zıt karakter üzerinden insanın cesur, soylu, idealist yönü ile silik, bencil, korkak yönlerini okurun önüne koymakta. Kaleme alındığı döneme gizli eleştiriler yapan kitap aynı zamanda insan doğası üzerine de tespitler ve eleştiriler yapmakta. Arzu ederseniz bu önemli eserin filmini de javascript:ntrTemp(); izleyebilirsiniz.
javascript:ntrTemp(); ve javascript:ntrTemp(); adresleri bu ebedi eser ve yazarı hakkında size çok daha fazla bilgi verecektir.
#´´Tek kelimeyle muhteşem bir kitap Cervantes´in Don Kişotu.
Bir beyimiz var.
Kendini kaptırmış okumaya.
Geceleri hiç uyumadığı gibi gündüzleri de tek bu işle uğraşır olmuş. Hayali, kitaplarda okuduklarıyla dolup taşmış.
Büyülerle, kavgalarla, savaşlarla, aşklarla...
Hayaller öylesine yerleşmiş ki gerçek olup çıkmış.
Bir gün aklına bir delinin tasarlayacağı bir fikir gelir.
Hem ülkesine hizmet etmek hemde Gezici Şövalye olmak
Şövalyemizin bir atı var.
Bu kadar namlı bir şövalyenin atınında mutlaka tanınmış bir adı olması gerekir kuşkusuz.
Aksi yakışık almaz değil mi?
Birçok ad düşündü ve atına gönlünce Rossinante adını verdi.
Eee kendisine de bir ad bulması gerekiyordu.
Sekiz güne mal olsa da
Don Kişot adını uygun buldu.
Bütün soylu şövalyeler gibi kendi adının sonuna kendi doğduğu yerinkini eklemeyi de unutmadı tabiki ve Manchalı Don Kişot adını aldı. Böylece halkını ve ülkesini onurlandırdığını düşündü kendince.
Kaldı sıra âşık olacağı bir hanım bulmakta. Ona göre aşksız bir gezici şövalye yapraksız ve meyvesiz bir ağaç, ruhsuz bir bedendir.
Sevgilisine Tobosolu Dulcinea adını verdi. (Doğduğu yeride ekleyerek) Sevgilisinin bundan haberi bile yoktu.
Atı Rossinante´ye bindi, eğreti tolgası başında, mızrağı elinde, kalkanı kolunda kendini attı kırlara.
Yatacak yer gerekiyordu. Vardı bir hana.
Atı var, Kendisine de ad koydu, Sevgilisini de buldu.
Handan çıktığında hancının sözleri aklına geldi.
Bir eksiğiniz var,
Bir seyis,
Bir seyis edinmesi gerekiyordu.
Konuştuğu komşulardan biri ilgisini çekti ve yanında gelmesi için ikna etmesi gerekiyord onu.
Günün birinde bir ada ele geçirirse, onu bu adaya vali yapacağını söyledi.
Sanço Panzo´ydu bu köylü
Karısını ve çocuklarını arkasına bırakıp Şövalyenin seyisi olmaya karar verdi.
İki farklı karakter.
Soylu, cesur ve idealist bir kişilik te Don Kişot.
Bencil, çıkarcı ve sağduyu sahibi Şanzo Panço.
Kitap diliyle konuşan Don Kişot, Halk diliyle konuşan Şanzo Panço.
Uydu mu uymadı mı pat söyleyen Sanço Panzo.
Ve iki zıt karakter.
Anlayacağınız bizim iki kafadar,
Don Kişot atı Rossinante ve Şanzo Panço eşeği ile düşerler yola.
O yol benim bu yol benim maceralara yelken açarlar.
Bizlerde o yolculukta onlara eşlik ederiz.
Kim akıllı kim deli bilinmez ama
Kitabı okudukça öyle sözler vardır ki karar veremezsiniz.
Don Kişot´un yerdeğirmenlerine saldırması Sistemin Çarkları ile mücadelesidir bir nevi.
Macera romanı kadar felsefi öğelerde taşıyan bir başyapıt.
Modern romanında başlangıcı kabul edilen Don Kişotta Cervantes bütün insanlığın ince, derin ve zekice bir tablosunu da çiziyor.
Jose Gasset diyor ki: İnsan, Don Kişot´u en az üç kez okumalı: Kahkahanın kolayca dudaklara fırlayıp harekete geçireceği gençlikte, mantığın egemen olmaya başladığı orta yaşta, herşeye felsefi açısından baktığı yaşlılıkta...
Kitaplar vardır, okuruna iletmek, yaşatmak istedikleri asla tüketilemez. Yeniden, yeniden okumak gerekir onları.
İtalo Calvino´nun, bu türden klasikleri beyimlerken dediği gibi, "Her yeniden okuma, ilk okuma gibi bir keşif okumasıdır."
Don Kişot için de böyledir bu; okuyanı yeni okumalara o soy yapıtlardandır.
21. yy´da okunuyor.
Kaç yüzyıl boyunca da okunacak eşsiz bir kitap.
Ve Üstad Cemil Meriç´in sözüyle bitiriyorum:
Don Kişot olun. Tek hürmet ettiğim adamdır. Kaybedilmiş bir davanın bu kadar fedakar bir kahramanı olabilir.
(İsmi bilinmeyen bir okur yorumu.)

Kitaptan: *** Bütün kötü huylar, beraberinde az da olsa bir zevk getirirler, Sancho; ama kıskançlık sadece tatsızlık, hınç ve öfke getirir.

*** Bütün bu atlattığımız fırtınalar, yakında havanın sakinleşeceğine ve olayların bizim için hayırlı olacağına işaret ediyor; çünkü ne kötülükler ne de iyilikler, daimi olamaz; kötülük uzun sürdüğüne göre de, iyilik yakında demektir.

*** İnsanları arzu ve iradelerine karşı hareket etmeye zorlamaktan daha çirkin bir şey olamaz.
*** Tanrı küçülen insanı yüceltir.
*** Gözlerini kendine çevirip kendi kendini tanımaya çalış; varılması en zor olan bilgi budur. Kendini tanırsan, öküze özenen kurbağa gibi şişinmezsin.
*** Talihin iyiyse arkadaşın çok olur, ama bir bulutlandımı havalar, kalırsın yapayalnız ortada.
*** Ah şeytan! Ah doymak bilmeyen muhteris nefsim! İkiniz ne de kötü arkadaşlarsınız.
*** ´´Rahiplik de bayağı zor bir iştir" diye karşılık verdi Don Kişot. Ama o kadar gerekli bir iş değildir, hiç sanmıyorum. Bana sorarsanız, bir emri yerine getiren asker de en az o emri veren komutan kadar değerlidir.
*** Ne türden olursa olsun, hikâyeler, kitaplar yazabilmek için, gelişmiş bir sağduyu ve olgun bir zekâ şart.
*** Zalim ve cimri biri, fakir ama cömert bir adamın verdiklerinin aşağı yukarı aynısını verir. Ama fakir adamın, vereceği bir şey kalmadığında bile, en azından sunabileceği iyi niyeti vardır.
*** Doğanın özgür yarattığı insanları esir etmek herhalde çok kötü bir şeydir.
*** İnsanlar, tehlikelere göğüs germedikçe şan, şeref ve mevki edinemezler.
Arka Kapaktan: Cervantes´in ünlü romanı Don Quijote, tam adıyla La Mancha´lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote.
Kitabın sunuş yazısını yazan Prof. Jale Parla´nın sözleriyle: "Birinci kısmının basıldığı 1605 yılından beri en çok okunan, en çok sevilen, en çok yorumlanan ve yeniden en çok yazılan La Mancha´lı Şövalye Don Quijote ve silahtarı Sancho Panza´nın serüvenleri", bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de ilgiyle karşılanmış, ancak dilimize daha çok İngilizce ve Fransızca gibi ikinci dillerde çocuklar için hazırlanmış baskılarından yapılan çevirileriyle girmişti. Yine de, ancak bir iki tane ve ikinci dillerden de olsa, tam metin çevirileri de yapıldı.
Şimdi ise, Jale Parla´nın yerinde saptamalarıyla: "Shakespeare´le birlikte belki de ilk kez modern okuru düşleyen" ve sadece "şövalye romanları"nın değil, "Rönesans´ta kullanılan bütün (yazınsal) türlerin otoritesini yıkan" bu önce yazarın belki postmodern anlatıyı bile nerdeyse dört yüzyıl önceden haber veren bu öncü romanı ilk kez tam anlamıyla Türkçeye kazandırılmış oluyor.

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.