Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Bir Kadının Hayatından 24 Saat

Bir Kadının Hayatından 24 Saat

BİR KADININ HAYATINDAN 24 SAAT - Stefan Zweig / Roman

Kısa romanda kahramanımız olan kadın eşini ve iki çocuğunu bir kaç saat önce tanıdığı bir kumarbazla kaçarak terk etmekte. Bu olayın etrafında yazar aile, kadın erkek ve toplumu irdelemekte. Zaten fazla kalın olmayan roman bir solukta bitiyor.

kitaptadinda.blogspot.com.tr/2016/08/bir-kadnn-hayatndan-24-saat-ve-stefan.html ve maviucurum.blogspot.com.tr/2014/07/okudum-bitti-68-stefan-zweig-bir-kadnn.html linkleri size bu güzel kitapla ilgili oldukça detay bilgi sağlayacaktır.

www.facebook.com/www.kitapokumakistermisin/ www.youtube.com/user/KitapOkumak

Kitaptan:

*** Çoğu insanın hayal gücü sınırlıdır. Bir şey onları doğrudan etkilemiyor, sivri okları zihinlerine işlemiyorsa onları heyecanlandırmaz. (Sayfa, 5)

*** Şahsen bir kadının gözlerini yumarak, kendi kollarında kocasına ihanet etmesindense, özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşinden gitmesinin daha onurlu olduğunu düşündüğümü de ekledim. (Sayfa, 13)

*** Kuşkusuz devletin mahkemesi bu tip olayları benden daha sert değerlendiriyor; onun görevi genel ahlak kurallarını ve gelenekleri acımasızca korumaktır; bu da onun insanları affetmesini değil, yargılamasını gerektiriyor. Kaldı ki resmi kimliği olmayan ben, neden bir savcının rolünü üsteleneyim ki? Ben savunmayı tercih ediyorum. İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum. (Sayfa 16)

*** Kızgınlığımı ve çaresizliğimi anlatamam size. Yine de benimle empati kurmaya çalışın. Bir insan için bütün yaşamınızı bir kenara itiyorsunuz, o ise elinin tersiyle kayıtsızca kovduğu bir sinekten daha fazla değer vermiyor size.

*** Basmakalıp bir söz olduğunu biliyorum ama insan kendini oyunda ele verir; şunu da söyleyeyim, oyun oynarken elleri onu daha da çok ele verir.

*** Şükran çok nadir bulunur ve en minnettar olanlar kendilerini ifade edecek doğru sözcükleri bulamaz, kendi karmaşalarında sessiz kalırlar, utanırlar ya da sadece duygularını gizlemek için nezaketsiz görünmeyi göze alırlar. (Sayfa, 60)

*** Ama sonuçta zaman her şeyin ilacı, alınan yaşın da tüm duygular üzerinde özel ve hafifleştirici bir etkisi var. Ölümün yaklaştığını hissettikçe, ölümün gölgesi yolunuzun üzerine simsiyah düştükçe, olaylar gözünüze eskisi gibi batmıyor, derin duygularınıza artık aynı şekilde seslenmiyor, tehlikeli gücünden çok şey kaybediyor.

*** Eğer belli bir amacınız yoksa yaşamak bir hatadır.

*** İnsanlar birbirlerine yaklaşmıyorlar, sadece birbirlerine dokunurmuş gibi yapıyorlar

*** Kitaplar, insanları ölümden sonra da birleştiren ve bizi, unutmaya, hayatın bu en büyük düşmanına karşı koruyan biricik araçtır.

*** Acı korkaktır, kendisinden daha güçlü olan yaşama isteği karşısında geri çekilir, çünkü bedenimizin her hücresindeyerleşmiş olan yaşama isteği, ruhumuzdaki ölüm tutkusundan çok daha güçlüdür. (Sayfa, 89)

*** Yaşlanmak da geçmişten artık korkmamak demektir. (Sayfa 92)

Arka Kapaktan: Zweig bu novellası´nda bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikayesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekan olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Riviera´sını seçen Zweig, 1920´li yılların sonlarında Avrupa´nın "kibar" tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.