Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Son Ada

Son Ada

SON ADA - Zülfü Livaneli / ROMAN

Usta yazarımızın insanın zaaflarını akıcı ve çarpıcı bir üslupla işlediği bu kitabın okunmasını öneririz. Başlayınca zaten bırakmanız mümkün olmayacak. Yine bir kitap dostumuzun tavsiyesi ile okuduk, beğendik ve gelecek nesillerimizinde okumaları için kitaplığımızda yer verdik. Biz de tavsiye ediyoruz.

http://ayseninkitapkulubu.blogspot.com.tr/search?q=Son+Ada veya http://kitapnot.blogspot.com.tr/search?q=Son+Ada adresinde kitap hakkında yapılmış bir yorumu okuyabilirsiniz.

2009 Orhan Kemal Roman Armağanı almış eser.

Kitaplarında biraz alttan doğru mesajlar versede akıcılık ve kurgusu harika oluyor. Son Ada ise kısa ve akıcı olmasına rağmen etkisi uzun süre devam eden, insan ilişkilerini aktaran bir kitap. Ütopik olmasına rağmen sonrasında tam bir distopyaya dönüşen ve kesintisiz okuyup aklınızdan çıkmayacak bir romandı. Aslında bu kitap, ada da yaşayan bir gurup insanların hayatlarını anlatan sıradan bir kitap gibi gözüksede, tam tersi her bir hayvan, canlı, varlıklar birer simgeyi ve ülkemizde yaşanan olayları temsil ediyor ve hayali bir dünya oluşturarak üstü kapalı mesajlar veriyor

Kırk hanenin olduğu bir ada, birbiriyle uyum içinde yaşayan komşular, para dertleri olmayan, mevsimi geldiğinde fıstık çamlarından fıstıkları toplayıp, adada ki tek bakkala verip onun karşılığında yiyecek öte beri alan insanlar. Neşe ve huzur içinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Yasemin, ıtır kokuları, çam ormanları, masmavi deniz. İki tarafı ağaç kaplı, üzeri dallarından doğal bir örtü gibi serinlik vermekte. Bir de adanın belki de insanlardan önce yerleşmiş olan martıları vardır. Martılar insanlara, insanlar martılara zarar vermezler bir arada geçinip giderler. Buraya kadar hepimizin keşke ben de orada yaşasam dediği bir yer, ütopya. Zira öyle bir yer yok.

Adada kimse ismiyle anılmıyor, yazar, bakkal, bakkalın sakat oğlu, avukat, doktor. 1 numara, 24 numara v.s Sadece anlatıcının hayat arkadaşı Lara, o da kendi ismi değil

Adaya emekli olan bir Devlet Başkanı gelir, emeklilik günlerini bu güzel adada geçirecektir. Gelir gelmez ağaçlıklı yol batar gözüne, yolun üzerini kapatan, serinlik veren dalları budatmak isteyecektir. Ada halkını toplar, yönetim kurulur her şey usulüne uygun demokratik bir ortamda oluşur, yazar itiraz etse de herkesin görüşü alınır ve o güzelim ağaçlar hepsi aynı şekilde budanır. Başkan rahat durmaz, şimdi de martılar gözüne batar, efendim martıları adadan yok edelim, bunlar karmaşa yaratıyor, adamız daha güzelleşsin, turizme açalım, beş yıldızlı oteller yapılsın, hepimiz para kazanalım. Ada da yavaş yavaş insanlar bölünmeye başlar, yazar istenmez anarşisttir düşüncelerinden dolayı, Lara ve anlatıcıya da mesafeli davranıyorlardır.
Korkunç bir yöntemle martılar yok edilmeye başlanır. Tüfeklerle martıları vurup, ayaklarıyla yumurtalarını ezerler. Tam bir katliam, denizin üstü martı ölüleriyle dolmuştur.

Bakkalın sakat oğlan yerden yumurta toplayıp tavuk kümesi e saklar, kimse görmeden. Bir süre sessizlik olur adada, martılar intikam almaya gelmişlerdir, camlardan içeri dalıp, insanlara saldırmaktadırlar. Biri ölmüştür de bu saldırılardan. O huzurlu günler gidip yerini kargaşa, huzursuzluk almıştır.
Yavaş yavaş distopyaya dönüyor.
Her ne kadar demokratik bir ortam oluşturulmuşsa da tek adamlığa gidilmiştir. Başkan ne derse o oluyor, halkta alkışlıyor. Bilmiyorlardı sonucun kötü olacağını, halk celladına aşık olmuştu. Oysa ki zamanında karşı çıksalardı bugünlere gelinmeyecekti belki. (Erdi Çetin isimli okurun kitap üzerine yorumu)

· https://www.facebook.com/pages/Kitap-Okumak-‰C4‰B0ster-misin/327927040637181

· http://www.youtube.com/user/KitapOkumak

· https://twitter.com/kitap_okumak

Arka Kapaktan: Livaneli´den alegorik ve sarsıcı bir roman...Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. Başkan, ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini, geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. Bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir. Önceleri sıradan görünen bu müdahaleler, sonunda düşmanı düşmana kırdırmaya dek varacaktır. Başta martılar olmak üzere, ada halkı dahil tüm canlılar Başkan´ın acımasızlığından payını alacaktır. Bu arada durdurulamaz görünen bu gidişe direnen bazı sesler de vardır.Livaneli Son Ada´da, düşsel bir ülkede yaşanan aslında hepimizin aşina olduğu olayları alegorik bir anlatımla verirken, politik ve kişisel ihtiraslarla topluma ve doğaya müdahalelerin sonuçlarını da gözler önüne seriyor.