Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Martin Eden

Martin Eden

MARTIN EDEN - Jack london / ROMAN

Yazarın kendi hayatından kesitler sunan yarı otobiyografik bir eser. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen ideallerinden asla vaz geçmemesi, ısrarla ve sabırla okumaya devam etmesi en çok akılda kalan yönleri. Okumaları zaman içinde diğer insanlarla farkın açılmasına neden oluyor. Yaşadığı tüm acı ve yoksulluklara rağmen okumalarının da katkısı ile sonunda para ve üne kavuşan yazarın kişiliğinden ve hayata karşı duruşundan vaz geçmemesi, mütevazılığını hep sürdürmesi okurun takdirini çekiyor. Özet baskı dahi olsa edinip okunmalı ve kitaplıkta her zaman bulunmalı. genç okurlara hediye olarak da düşünülebilir. O bir klasik ve hayatınıza bir çok şey katacaktır.

javascript:ntrTemp(); veya javascript:ntrTemp(); buradan iki kitap dostunun yorumlarına göz atmanızı hatırlatırız.

**** 1909 yılında yazılan bu romanda, bir gemi işçisinin yazar olma çabasının anlatılır. Hikâye ABD’de, 1800’lü yılların ikinci yarısında başlar. Tutkulu, aşık, kalıplaşmış düşüncelere karşı duran, sorgulayan, inanan ve idealleri uğruna, zararına olsa da düşündüklerini cesurca ifade eden gemi işçisi Martin Eden´dir kahramanımız.

Önceleri aşkı Ruth için başlar öğrenmeye. Sonradan okumanın, öğrenmenin tadını alır Martin ve bir çığ gibi büyür içinde öğrenme açlığı ve zevki. Yemesinden, uykusundan, hayatından fedakarlık yaparak deli gibi okur. Öyle bir azimdir ki okumak, öğrenmek onda, zaman zaman büyük aşkının bile önüne geçer. Sonra yazar, hiç durmadan, saatlerce, günlerce yazar... Küçücük odasını hikayeler, şiirler, fikir yazıları doldurur.

Okumanın zevkini bilen biri olarak daha da girdim romanın içine, gazeteye gönderdiği yazıların cevaplarını bekledim onunla, heyecan içinde. Gece onunla uykusuz kaldım, biraz daha okumalıyım diyerek... Diplomalı cahillere kızdık beraber, iki yüzlülere kahrettik. .. Korktuğum bir sonla bitti hikayesi... Geride ben yüreğime oturmuş ağır bir hisle kalakaldım.

Okuyun bir an önce okumadıysanız diyorum, başka da bir şey söyleyemiyorum, üzgünüm zira. (Özgül Eren isimli okurun kitap üzerine değerlendirmesi)

Hatırlatmakta yarar var, okumaya zaman ayıramıyorsanız kitabın filmi de var ancak bu değerli klasiğin filmini izlemek yerine okunmasını ifade etmek isteriz.

Kitaptan: **** Eğer hayat ona çok daha fazla şey ifade ediyorsa, o da hayattan çok daha fazla şey isteyecekti. Ama yanında şu andakiler gibi insanlar varsa isteyemezdi onları. (Sayfa, 63)

**** Yine de ben şimdiye kadar gördüğüm insanlardan farklıyım. Bunu övünmek için söylemiyorum. Birlikte seyahat ettiğim denizcilerden ve kovboylardan daha iyiyim diye değil. Ama ben kitapları hep sevdim ve bulduğum her şeyi okudum. Yani sanırım onların çoğundan farkli düşünüyorum. (Sayfa, 72)

**** Dünyanın asıl devleri yazan insanlardı. (Sayfa, 89)

****Neden aileden bir geliriniz yok sanki?

Sağlığımı ve hayal gücümü tercih ederim. (Sayfa, 97)

**** Bilginin teşekkülünde histerik bir kadınla, orsaya kaçan veya fırtınalı denize batıp çıkan bir uskuna arasında herhangi bir bağlantı ihtiamli Martin´e saçma ve imkânsız gelirdi. Oysa Herbert Spencer böylesi bir bağıntının saçma olmadığını gösterdiği gibi tersinei herhangi bir bağıntı olmamasının imkânsızlığını vurgulamıştı. Uzayın derinliklerindeki en ücra yıldızdan insanın ayağının altındaki kum taneciklerindeki sayısız atoma kadar her şey birbiriyle bağıntılıydı. (Sayfa, 126)

**** Umacak hiçbir şeyi kalmamışken bile umudunu yitirmeyenleri; çılgın aşıkları; baskı ve gerilim altında, her türlü dehşet ve facia arasında mücadelesini sürdürenleri; gayretlerinin gücüyle hayatın kabuğunu çatlatan devleri yüceltmek istiyordu. (Sayfa, 136)

**** Martin´in doğal güdüsü dürüstlüktü ve ne olursa olsun dürüstlükten şaşmamak yolundaki eski kararını hatırladı. (Sayfa,184)

**** Dünyada en büyük şey aşktır. (Sayfa, 207)

**** Maymun gibi taklit etmiyordu. İlkeleri bulmaya çalışıyordu. (Sayfa, 226)

**** Hiç de arzu edilir bir şey olmadığını bildiği yoksulluğun geliştirici olduğu yönünde, rahatlatıcı bir orta sınıf duygusuna sahipti; ümitsiz köleler durumuna düşecek kadar alçalmayan adamları başarıya iten sivri bir mahmuzdu yoksulluk. (Sayfa, 241)

**** Daha az yedikçe daha çok çalıştığının farkına vardığında çok şaşırdı. (Sayfa, 242)

**** Toplumdaki tüm bireyler, toplumun tüm kesimleri kendinden üstün olanı taklit eder. (Sayfa, 273)

**** Martin´i en çok şaşırtan şey onların cehaleti olmuştu. Ne olmuştu onlara? Eğitimlerini ne yapmışlardı? Kendisinin okuduğu kitaplara onlar da ulaşabilirdi. Nasıl olur da kitaplardan bir şey öğrenmezlerdi? (Sayfa, 294)

**** Bir adamın karnını kim doyuruyorsa efendisi odur. (Sayfa, 297)

**** Şöyle hayata gülen, ölümle kafa bulan, aklına eseni yapan, sevmesini bilen, ateş gibi, iyi bir kadın bul kendine. Böyle kadınlar da var, üstelik korunaklı burjuva hayatının yüreksiz ürünlerinden çok daha fazla hazırlardır seni sevmeye. (Sayfa, 334)

**** Dünya güçlülere aittir. (Sayfa, 375)

**** Bir zamanlar bütün masumiyetimle yüksek makamlarda oturan, güzel evlerde yaşayan, banka hesabı olan eğitimli insanların ne kadar değerli olduklarına inanırdım. (Sayfa, 379)

**** Çalışmayan adam hiçbir işe yaramaz. (Sayfa, 391)

**** Dünyanın güçlülere ait olmasında şaşacak bir şey yoktu. Köleler, kendi köleliklerine saplantıyla bağlıydı. İş, önünde secde edip tapındıkları altın putuydu onların. (Sayfa, 394)

**** Yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir. (Sayfa, 470)

**** Senin de fikirlerin tıpkı giysilerin gibi başkaları tarafından üretilmiş.

*** Açlık çektiği sırada, düşünceleri hep dünya üzerinde açlık çektiklerini bildiği binlerce insana takılırdı; ama şimdi karnı tıka basa dolu iken, açlıkyan ölen binlere kafasını yormaz oldu.

**** Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer.

*** Çok fazla kitap okudu ama tüm bunlar huzursuzluğunu artırmaktan başka işe yaramadı. Her kitabın her sayfası, bilgi âlemine açılan küçük birer gözetleme deliğinden ibaretti. Açlığı ise okudukça artıyordu.

https://www.facebook.com/pages/Kitap-Okumak-‰C4‰B0ster-misin/327927040637181

· http://www.youtube.com/user/KitapOkumak

· https://twitter.com/kitap_okumak

Arka Kapaktan : Cem Yayınevi, ünlü yazar Jack London´un (1876-1916) tüm dünyada olduğu gibi Türkiye´de de olağanüstü ilgiyle karşılanan eserlerini okurlarına toplu olarak sunuyor. Jack London´un roman, öykü, deneme ve anı kitaplarından oluşan bu toplamda, onun en seçkin eserlerini bulabileceksiniz. Jack London Toplu Eserleri´nde tüm kitaplar, ilk basımlarının özgün biçimine sadık kalınarak eksiksiz çevrilmiş ve Kadir Kıvılcımlı tarafından dipnotlarla zenginleştirilerek yayına hazırlanmıştır.Martin Eden, Jack London´un özyaşamsal öğeleri en yoğun taşıyan romanıdır. Martin Eden´in yazarlık serüveni, yaşama dört elle sarılması ve iyimser bakışı, London´un yaşamıyla büyük koşutluklar gösterir. Bu roman, sınıf atlamada bireysel savaşımın başarısızlığı üzerine yazılmış en güçlü metinlerden biri olarak da bilinir. London´un yaşamına dair bir görüş oluşturabilmek için, bu roman mutlaka okunmalıdır.

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.