Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Demokratik Zorbalık

Demokratik Zorbalık

DEMOKRATİK ZORBALIK - Alexis de Tocqueville / Sosyoloji

Fransız hukukçu ve düşünür yazar, 1835 ve 1840 yıllarında Amerikan demokrasisi üzerine yaptığı bilimsel inceleme araştırmalarının son bölümlerinden bir kısmı ´´Demokratik Zorbalık´´ adı ile yayınlanmış ve insanların ilgisine sunulmuştur. Bütün bu değerli çalışmasını ´´Diktatörlükten bilhassa demokratik çağlarda korkmalı´´ cümlesinin altında toparlamak mümkün olabilir. Demokrasi emek ve ilgi ister, tıpkı sevgi gibi. Belirli aralıklarla, bir kişinin ya da parti merkezinin, oluşturduğu isim listelerine oy vererek demokrasiyi yaşatmak ve geliştirmek mümkün değildir. Tarihe göz attığımızda ilk çağlardan beri diktatörlerin seçimle yönetime geldiğini ve kan dökmeden gitmediğini görebiliriz. Ancak ne olursa olsun demokrasi yine de ´demokratik kurallar ve adalet´ içinde kurulur ve yaşatılır. Yazar bütün bunların olabileceğini çok yıllar öncesinden görmüş ve halkları uyarmaya çalışmış. Kitaplığınızda bulunması gereken eserlerden biri.
javascript:ntrTemp(); ve javascript:ntrTemp();adreslerinde ulaşacağınız değerlendirmeler size yazarı ve kitabı biraz daha tanıtacaktır.
Kitaptan: *** İnsanlar kamusal meselelerle ilgilenmeye doğal bir merak beslemedikleri gibi, çoğunlukla bu konulara ayıracak vakit de bulamazlar. Demokratik devirlerde özel hayat öyle faal, öyle hareketli, arzularla ve iş güçle öylesine doludur ki kimsede siyasi hayata ayıracak ne enerji ne de keyif kalır. (Sayfa, 15)
*** Siyasi iktidarın aşırı merkezileşmesinin sonuç olarak toplumu güçten düşürebileceğini ve böylece uzun vadede bizatihi hükümeti zayıflatabileceğini düşünüyorum. (Sayfa, 23)
*** Tüm askeri dehalar kendi güçlerini artıran merkezileşmeye meraklı ve tüm merkezileşmeci dehalara da ulusları tüm kuvvetleri devletin elinde toplamak zorunda bırakan savaşa meraklıdır. (Sayfa, 24)
*** Tüm işleri kendine bağlamak devlete asla yetmiyor, artık giderek bu işler hakkındaki kararları da hiçbir denetime tabii olmaksızın ve hiçbir yardım almaksızın kendisi veriyor. (Sayfa, 33)
*** Sanayii bizleri yönlendiriyor, onlar da sanayiyi. (Sayfa, 37)
*** İktidar imtiyazlarını sürekli artırıyor, daha merkezi, daha girişimci, daha mutlak, daha yaygın bir hal alıyor. Yurttaşların her anı kamu yönetiminin denetimi altında; sanki farkına varmadan ve bilmeden hergün ona, kendi farkına varmadan ve bilmeden her gün ona, kendi bireysel özgürlüklerinin yeni bir parçasını feda etmeye sürükleniyorlar ve yine an gelip tahtları deviren, kralları ayakları altına alan bu aynı insanlar, en basit bir memurunun iradesine gitgide daha dirençsizce boyun eğiyorlar. (Sayfa, 39)
*** İnsanların üzerinde, mutlukluklarını sağlamayı ve kaderlerini kollamayı tek başına üstlenen, muazzam ve kaderlerini kollamayı tek başına üstlenen, muazzam ve vasi bir iktidar yükselir. Eğer babaların yaptığı gibi o da insanları yetişkinliğe hazırlasaydı babacan bir güce benzeyebilirdi ancak aksine onun terk derdi, insanları kalıcı olarak çocuklukta sabitlemek. O yurttaşları keyiflensin ister; yeter ki tek hayalleri keyiflenmek olsun. Seve seve onların mutluluğu için çalışır ancak o mutluluğun yegâne faili ve hakemi olmak ister. Onların güvenliğini sağlar, ihtiyaçlarını öngörür ve karşılar, keyif almalarını kolaylaştırır, başlıca işlerini idare eder, sanayilerini yönetir, terekelerini düzenler, miraslarını paylaştırır; onları düşünmek sıkıntısından ve yaşamak zahmetinden tamamen kurtarmasına ne kalmış ki?
...Her yurttaşın iradesini azar azar aşırarak kendine mal eder....Hiç tiranlık yapmaz, rahatsız eder, sıkıştırır, parlatır, söndürür, sersemletir, velhasıl, her ulusu iktidarın çobanlık ettiği, uysal ve çalışkan bir hayvan sürüsüne çevirir. (Sayfa, 45)
*** Bu sistemde yurttaşlar bir an için bağımlıklıktan sıyrılıp efendilerini belirliyor, sonra tekrar tutsaklıklarına geri dönüyorlar. (Sayfa, 46)
*** Hizmetkârlardan oluşan bir halkın yapacağı seçimlerden özgürlükçü, enerjik ve bilge bir hükümetin çıkabileceğne inanmak mümkün değil. (Sayfa, 48)
*** Despotizmden bilhassa demokratik çağlarda korkmalı. (Sayfa, 49)
*** Eğer demokratik çağlarda koşullar eşitlendiği ölçüde yargı kuvveti de büyümez ve yaygınlaşmazsa özel haklar ve çıkarlar daima tehlikede olur. (Sayfa, 53)
*** Demokratik halklarda çok doğal olarak görülen ve çok tehlikeli bir diğer güdü de bireysel hakları küçümsemeye ve pek dikkate almamaya yöneliktir. (Sayfa, 54)
*** Ve tabii ki insanları yaratan ve esirgeyenin gözlerini en çok doyuranın asla birkaç kişinin tekil refahı değil, herkesin en büyük refahı olduğuna inanabiliriz. (Sayfa, 61)
*** Tanrı insan türünü ne tamamen bağımsız ne de tamamen köle olarak yaratmıştır. (Sayfa, 63)
Arka Kapaktan:Fransız hukukçu, düşünür ve tarihçi Alexis de Tocqueville’in 1835 ve 1840’ta iki cilt halinde yayımlanan Amerika’da Demokrasi başlıklı çalışması, siyaset bilimi literatürünün kanonik eserlerinden biridir. Demokratik Zorbalık kitabı, Amerika’da Demokrasi’nin “Demokratik Duyguların ve Düşüncelerin Siyasal Topluma Etkisi Üzerine” başlıklı dördüncü ve son bölümünden oluşuyor. Tocqueville, bu ülkenin toplumsal yapısı ve genç Amerikan demokrasisinin siyasal sistemi üzerine yaptığı gözlem ve incelemeler ışığında “yaşlı Avrupa”da yaşanan siyasi gelişmeler, kamu yönetimi sistemleri, güncel sorunlar ve çözüm yolları üzerine karşılaştırmalı bir çözümlemeye girişir.

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.

Bu kitabı favorilerine ekleyen bir üyemiz yok.