Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Tutunamayanlar

Tutunamayanlar

TUTUNAMAYANLAR - Oğuz Atay / Roman

En çok okunmak istenen ama yine en çok yarım bırakılan eselerden biri. Çok farklı bir anlatımı var romanın. 724 sayfa süren uzunluğu da cabası. Tüm bunları ve diğer okurların da yorumlarına göz attıktan sonra başlamaya karar vermenizde yarar olabilir.
javascript:ntrTemp(); ve javascript:ntrTemp(); adreslerinde bu ilginç eseri okuyup kanaatlerini yazıya döken iki okurun sayfalarına göz atmanızı öneririz.
Kitaptan:*** Kültür, sadece bazı isimleri hatırlamaktan ibaret değildir, deniliyordu. Kültür, bu isimleri yerli yerinde ve başka isimlerle yerli yerinde ve başka isimlerle münasebetini bilerek kullanmak demekti.
*** Bir insanı, diğerinden ayıran hususiyet nedir? Dış şartlar mı? Olamaz. Nedir o halde? Kazanç ve kayıp hakkındaki telakkisidir.
*** Dil, yaşayışımızın aynasıdır.
*** İnsan, kendini beğenmeden yaşayamaz. Kendini beğenirse, diğer insanlar onun hayatını cehenneme çevirmeye çalışırlar. Bunun için, insan, hem kendini beğenmeli hem de beğenilmemelidir.
*** Hayata dayanamadığımız için espri yapıyoruz.
*** Birey, en basit ihtiyaçlarını gidermekte elbette bağımsızdır, fakat, aşırı tutkuların - kumar, içki ve fazla eğlence gibi- bir yana bırakılması ve bunların bir alışkanlık olmaktan çıkarılması gereklidir. Bu çeşit tutkuları özellikle umutsuz günlerde bireyin yakasını bırakmaz. Umutlu günlerde kurtulmalıdır birey onlardan.
*** Ben, sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum; toplumu iyiye, güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe başkaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için. Benim de değerlerimin arasına bu çeşit nitelikler karışmışsa atmalıyım onları, onlarla övünmemeliyim.
*** Hakkınız yoktu buna; bizi zevksizliğinize mahkûm etmeye.
*** Beni kötü yetiştirdiler dostum! Güzeli ifade gücünden yoksun bıraktılar beni.
*** Bir dostun varlığı güzel bir şeydir; fakat bir dosta ihtiyaç duymadan yaşayabilmektir önemli olan.
*** İnsan, hareketlerine engel olabilirdi; fakat düşüncelerini nasıl durdurabilirdi? İnsan tabiatına bu kadar aykırı bir şey olamazdı. Düşünce suçundan söz etmek anayasaya aykırıydı.
*** Bütün büyük bireyler yalnızdır.
*** Ortaya bir yalan atıyorlar, milleti birbirine düşürmek için....İnanarak dinlememezi güçleştiriyorlar. İnsan her sözü kuşkuyla karşılıyor artık. Gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz.
*** Bütün krallar akraba olur. Hepsi de Tanrının oğulları.
*** Küçük şeylerden memnun olmasını bilmelisin. Küçük sevinçler, büyük atılışlara yardım eder.
*** Memur sınıfı diyorlar. Bir zamanlar ne kadar gözdeymişler. Bir de subaylar. Onlardan herkes çekinirmiş. Babalar kızlarını hep bu iki sınıfa verirlermiş. Kızımı bir memura verdim; kızımı bir subayla evlendirdim! Demek ki o zaman insanla evlenmek âdeti yokmuş.
*** Türk´ün parası olunca binaya gidermiş.
*** Geçmiş günlere, boşuna harcanan zamanlara acıdı. Böyle çalışmaya bir yıl önce, beş yıl önce başlasaydı, şimdi nerelere varmıştı?
*** Aletle öğünmek, diyor Turgut buna. Bir vidasını bile siz yapmadınız, bu kadar gururlanmaya ne hakkınız var?
*** Her günü yaşamaktan çok geçiştirmeye çalışıyordu.
*** Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok.
*** İnsan bir işle sevdiği için uğraşır, başkasına yaranmak için değil.
*** Yaşamamaktan yoruldum.
*** Baba ben artık bu evde yaşamak istemiyorum. Yıllardır ruhumuzu öldürdün. Bu evde hayatında roman okumadın, bir sinemaya gidip heyecanlanmadın. Beni ve annemi bu çirkin eşyanın içine hapsettin. Yemekten ve uyumaktan başka bir şey düşünmedin. Bende bütün duygular senin bu inatçı duygusuzluğuna karşı gelişti. Kuru mantığınla içimizi kuruttun.
*** Cennet insanların birbirlerini dinlemeleri demektir. Birbirlerine aldırmaları, birbirlerinin farkında olmaları demektir. Sen beni dinleyeceksin sayın yetkili. Benim reyimle oraya geldin. Bana kulak vereceksin, yanımdan hışım gibi özel muhafızların ve kurşun işlemez camlı arabalarılna rüzgâr gibi geçmeyeceksin. Öyle sahte bir samimiyet de istemiyorum. Benimle el sıkışırken resimler çektirmen gereksiz.
*** Az gelişmiş bir ülkenin fakir bir kültür mirası olurmuş.
*** Birbirlerine can sıkıntısı yüzünden kötülük etmeye çalışırlar; benzemediklerinden değil.
*** Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
*** Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım; mürekkeple yazmışlar oysa. Ben, kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.
*** Bu ülkede zamanın nasıl geçtiğini anlamak için bir ölçü yok elimizde.
*** Yaşamayı taklit ederek insan ancak yirmi beş yıl kadar yaşar, senin gibi.
*** Tek başına tadı olmuyor başarısızlığın.
*** Kimsenin yaşantısını beğenmedim, kendime uygun bir yaşantı da bulamadım.
*** Benim değişme gücüme kimse inanmadı. Sonunda ben de inanmadım. İşte böyle can sıkıcı biri oldum sonunda gerçekten.
Arka Kapaktan:
Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar´ı Berna Moran, " hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak niteler. Moran´a göre "Oğuz Atay´ın mizah gücü, duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar´ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, yapıttaki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır." Küçük burjuva dünyasını zekice alaya alan Atay "saldırısını, tutunanların anlamayacağı, red edeceği türden bir romanla yapar." Tutunamayanlar, 1970 TRT Roman Ödülü´nü kazanmıştı.

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.