Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Demir Ökçe

Demir Ökçe

DEMİR ÖKÇE - Jack London / ROMAN
Jack London´ın bu romanı, kurgusu açısından orijinal bir distopyayı anlatıyor. Yazarın kendi yaşadığı yıllarda başlayan hikaye, aslında kitaptan bir karakterin hatıratı niteliğinde. Anlatıcımızın gözünden büyük bir aşk duyduğu kocasını ve kocasının, yine büyük bir aşkla, var olan dünya düzenine karşı çıkışını okuyoruz. Kitabın karakteristik bir özelliği ise yüzyıllar sonra, kurgusal bir gelecekte yaşayan bir insanın açıklamalarını ve dipnotlarını içermesi. Bu sayede, korkunç bir distopya kurgulayan yazar, aynı zamanda bunun sonsuza dek süremeyeceğini ve insanlığın gelecekte farklı olacağını kitap boyunca gösteriyor.
javascript:ntrTemp(); veya javascript:ntrTemp(); ´ni ziyaret ederseniz çok daha uzun yorumlara ulaşacaksınız.
Kitaptan: *** Metafizikçiler kıtlık ve salgın hastalıklar Tanrı´nın gazabı diyerek nutuk çekerken, bilimadamları silolar inşa edip, lağım kanalları açıyorlardı.
Kısacası, metafizikçiler insanoğlu için hiçbir şey, kesinlikle hiçbir şey yapmamışlardır. Bilimin ilerlemesi karşısında, adım adım geriye çekilmişlerdir. (Sayfa, 27)
*** Vasat insan bencildir. (Sayfa, 42)
*** Sanırım sızlanmak yaradılışıdan gelen bir özelliğiydi. Daha doğuştan ezik biriydi. (Sayfa, 56)
*** Bütün gazeteler, şirketlerle ittifak içerisindeyiz. Eğer reklam gelirleri elde ediyorsanız, öyle bir meseleye gazetede yer vermezsiniz. Bunu haber yapmaya kalkan biri işinden olur. (Sayfa, 70)
*** Eğer gazetecilikte başarılı olmak istiyorsan otoriteye baş kaldırmazsın. (Sayfa, 71)
*** Para zoruyla düşünce satın alma güçleri olağanüstü boyutlardaydı. (Sayfa, 74)
*** 1912 yılına gelindiğinde bile, büyük kitleler hala ülkeyi kendi oylarıyla yönettikleri inancına sahiptiler. Fakat aslında ülke ´´siyasi makineler´´ diye adlandırılan mekanizmalarca yönetiliyordu. (Sayfa, 86)
*** Hiç kimsenin aklı ve zekâsı aşağılanamaz. (Sayfa, 95)
*** Sevgi tek başına günahtan daha kuvvetlidir, ölümden daha kuvvetlidir.
... Her bir zengin evine bir hırsızı alıp ona kardeş muamelesi yapın, talihsiz, düşkün bir kadını alıp ona kız kardeş muamelesi yapsın ve göreceksiniz ki, San Francisco ne polis gücüne ve ne mahkemelere, hakimlere ihtiyaç duyacak; hapishaneler hastanelere dönüştürülecek ve suçlular, işledikleri suçlarla birlikte tarihe karışacak.
.. Salt paramızı değil, kendimizi de vermeliyiz. Kendi bedenimize hapsolmuş, aşırılık, bolluk içerisinde kendimizi tüketiyoruz. İsa´nın yerine paraya tapıyoruz. (Sayfa, 112)
*** Günlük basın?
Günlük baskılayıcı desek daha doğru olur herhalde?
Kapitalist sınıfın sırtından geçinen asalak bir tümördür basın. Bu ilkede basının işlevi, kamuoyunu şekillendirerek yerleşik düzene hizmet etmektir ve bu hizmeti de layıkıyla yerine getirir. (Sayfa, 114)
*** Kamuoyunu şekillendiren ve ulusun fikir ve kanaatlerindeki değişim temposunu belirleyen mercilerin basın, vaiz kürsüsü ve üniversite olduğunu da unutmayın. (Sayfa, 149)
*** Savaş sayesinde birçok ulus ihtiyaç fazlası malları tüketecek, tüm ülkeler için bir tehdit unsuru olan işsizler ordusu küçülecek ve planlarını kusursuz hale getirip uygulamak için Oligarşi´ye soluklanma fırsatı doğacaktı. (Sayfa, 193)
*** İçimde hâla yaşama merakla bakan o çocuk var, hayatı yaşamaya değer kılan da bu meraktır. (Sayfa, 216)
*** Ajan provokatörler her yerde halkı kışkırtıyorlardı. Çiftçi partisine sadık bu kente derhal binlerce gizli ajan gönderildi. Tamamen bu ajanlardan oluşan çeteler, binaları ve fabrikaları yağmalayıp, kundakladılar. Halkı yağmalama eylemleri içerisine çekmek için kışkırttılar. (Sayfa, 218)
*** Korkunç anarşi tablosunu her zaman çocuklarının gözleri önünde tuttular, bu korku kültürünü saplantı haline getirenler de bu tabloyu kendilerinden gelen çocuklarının gözlerinin önüne serdiler. (Sayfa, 267)
*** Dinin esas unsuru doğruyu sevmek, doğruyu arzulamak, doğrudan daha azıyla yetinip mutlu olmamak, kısacası doğru davranmaktır. (Sayfa, 268)
Arka Kapaktan:
Jack London’ın 1907’de yayımlanan Demir Ökçe adlı eseri, modern karşı-ütopyacı romanların ilki sayılır. Totaliter ve baskıcı sistemdeki toplumu tanımlamak için kullanılan karşı-ütopya kavramı, bu kitapta, ABD’de oligarşik bir tiranlığın yükselişinde yansıyor. George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanına da esin kaynağı olan Demir Ökçe, toplumda ve siyasette gelecekte yer alacak değişiklikleri irdeler. Jack London’ın ileride ABD’de bir çöküş yaşanacağı yolundaki öngörüsü tam anlamıyla gerçekleşmemişse de, yazarın uluslararası gerginliklerle ilgili görüşleri birkaç yıl farkla da olsa gerçek tarihle örtüşür. Demir Ök­çe’de 1913’te başlayan bu çatışma, gerçekte 1914’te patlak vermiştir. Dahası, London sadece 1914’te olanları değil, İkinci Dünya Sa­vaşı’na giden olayları da kehanette bulunurcasına öngörmüş; faşist yapılanmanın dünyayı nasıl dehşete sürükleyeceğini ve bunun karşısındaki devrimci duruşun nasıl olması gerektiğini dile getirmiştir.

Ne yazık ki geçen zaman London’ın kehanetlerini doğrular niteliktedir.

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.

Bu kitabı favorilerine ekleyen bir üyemiz yok.