Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Hukuk

Hukuk

HUKUK - Frederic Bastiat / Hukuk-Sosyoloji

Çok da tanınmayan iktisatçı ve hukukçu Fransız düşünür ´Hukuk´ kavramını yeniden tanımlıyor. Bizler hukukun amacının ´adaleti sağlamak´ olduğunu öğrenmiş olmamıza rağmen, yazar farklı bir yaklaşımla hukukun amacının ´adaletsizliği engellemek´ olduğunu ifade ediyor. Ona göre güvenliği sağlamak ve adaletsizliği önlemekle uğraşan bir hukuk düzeninin, insanların hayatına ve ekonominin herhangi bir alalına müdahale etmesine gerek kalmayacaktır. Hiç bir profesör veya politikacı hangi ürünün nasıl ekilmesi gerektiğine fakir bir çitçiden daha iyi bilemez. İş ve üretimin sorumluluğunun iş sahibine bırakılması gerektiğini savunmakta. Bu suretle, adaletsizliğe engel olunan bir ülkede, tüm işler kendi kendine ve en sağlıklı bir şekilde yol almaya başlayacaktır. Devlet ekonomi de aktif rol alıp sorumluluk üstlendiğinde, işler yolunda gitmediği takdirde halkta huzursuzluk çıkacak ve sorumlu görülen hükümeti yıkmak üzere anarşi başlacaktır. Kitap zaten çok uzun değil ve oldukça anlaşılır bir dille yazılmış. Her evde okunması ve kitaplıkta bulunması gerektiğine inanıyoruz.

javascript:ntrTemp(); linkinde bir kaç okurun değerlendirmesini bulacaksınız. Burada ise javascript:ntrTemp(); yazar ve görüşleri hakkında daha uzun bir yoruma göz atabilirsiniz.
Kitaptan:
*** Hukukun negatif olma özelliği o kadar açıktır ki ´hukukun amacı adâletin hükümranlığını sağlamaktır´ ifadesi yanlıştır. Onun yerine ´hukukun amacı adâletsizliğin hükümran olmasını önlemektir.´ ifadesini kullanmak gerekir. Kendiliğinden var olan, adâlet değil, adâletsizliktir. Adâlet, ancak adâletsizlik yoksa gerçekleşebilir. (Sayfa, 35)
*** Hukuk, ancak, bazılarından alıp başkalarına verdiği takdirde gelir eşitliği sağlayan bir araç haline getirilir ki bu haliyle o, artık, bir yasal soygun cihazına dönüşmüştür. (Sayfa, 37)
*** İnsan ırkının özgürlüğe olan doğal eğilimine, başta Fransa olmak üzere pek çok yerde karşı çıkılmıştır. Bunun temel nedeni, antik öğretinin etkisinde kalan yazarların tümünün, kendilerini, beşeriyeti organize etme ve düzenleme konularında herkesten üstün ve yetkili görme gibi son derece zararlı bir eğilime sahip olmalarıdır. (Sayfa, 56)
*** Özgürlük güç demektir. Bu güç neden oluşur? (Eğitilmekten ve üretim araçlarına sahip olmaktan).
Eğitim ve üretim araçlarını kim sağlayacaktır? (Bunları her bireye borçlu olan toplum).
Toplum üretim araçlarını ona sahip olmayanlara nasıl kazandıracaktır? (Tabii ki kamu girişimi ile).
Ve nihayet devlet bu araçları kimdem alacaktır?
Sorunun cevabını okuyucuya bırakıyorum. (Sayfa, 62)
*** Madem halk politikacıların iddia ettiği gibi yeteneksiz, ahlâksız ve cahildir, o halde onlara seçme hakkı tanımalarının ve bu hakkı çoşkuyla savunmalarının anlamı nedir? (Sayfa, 65)
*** Hükümet ücretleri müdahale ederek yükseltme tükümlülüğünü başaramazsa;
yoksulları himaye etmeyi üstlenir de başaramazsa;
Her isteyene faizsiz kredi vermeyi üstlenir de beceremezse
ve nihayet Bay Lamartin´in ifadesi ile ´halkını aydınlatma, geliştirme, büyütme, güçlendirme ve ruhunu kutsamayı amaçlayan´ devlet bütün bunlarda başarılı olmazsa ne olacaktır?
Hükümetin bu başarısızlığında (ki zayif ihtimal değildir) bir ihtilalin kaçınılmazlığından başka ne beklenebilir? (Sayfa, 69)
*** Hukuk, kelimenin açık ve kesin anlamıyla adalet demektir. Adâlet, ölçülebilir, değişmez ve değiştirilemez özellikleriyle her gözün görebileceği, her aklın kavrayabileceği kadar açık bir kavramdır.
Bu misyonun sınırını aşıp ona dinsel, kardeşlikçi, sosyal adaletçi, hayırsever, eşitlikçi, sınai, edebi ve sanatsal boyutlar eklediğimiz takdirde sınırları belirsiz bir arazide kaybolur, her biri hukuku ele geçirerek size dayatan bir ütopya veya daha kötüsü ütopyalar bataklığında boğulursunuz. Adâletin aksine, kardeşlik ve hayırseverlik kavramlarının açık ve kesin sınrları yoktur. Bir kere bu hedeflere yönelmeye görün, nerede duracağınızı kestiremezsiniz. (Sayfa, 71)


Arka Kapaktan: Hukuk adalettir. İşte açık, sade, mükemmel biçimde tanımlanmış ve sınırları belli, her aklın kavrayabileceği, her gözün görebileceği bir hukuk tanımı.

Bu yoldan sapıp ona dini, kardeşlikçi, eşitlikçi, insanperver, sınai, edebi, sanatsal, anlamlar atfetmek onu sınırsız, belirsiz, bilinmez, benimsenmiş bir ütopyaya, yahut daha kötüsü insanların yasayı kendilerine mâl etme ve bunu başkalarına empoze etme çabası sonucu onu bir ütopyalar mücadelesine dönüştürmesidir.

Çünkü kardeşlik, insanperverlik adalet gibi sınırları belli kavramlar değildir. Bir kere (adaleti bu kavramlara eş tutmaya) başladıktan sonra nerede duracaksınız? Yasa kendisini nerede durduracak?

Frederic Bastiat

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.

Bu kitabı favorilerine ekleyen bir üyemiz yok.