Youtube Google+ Instagram Twitter Facebook

Mecburiyet

Mecburiyet

MECBURİYET - Stefan Zweig / ROMAN

Tüm hayatı boyunca savaş karşıtı olan büyük yazar Zweig çeşitli eserlerinde bu konuda görüşlerini paylaşmışsa da bu novellasında savaşın çirkin yüzünü ve neden/nasıl karşı çıkılması gerektiği kuvvetli kalemi ile okurun dikkatine sunmakta. Neticede tarihte bu görüşünü doğrulyan çok sayıda örneklerle dolu değil mi? Savaşı muktedirler çıkarır, kimsesizler ölür. Nefsi-i müdafaa olmadığı sürece her savaş kanlı bir cinayet olduğunu bir kez daha hatırlatıyor bu eser. Okunmalı ve kitaplıkta yer verilmeli.
Kitaptan:
**** Ben de tek bir vazifem olduğunu biliyorum, insan olmak ve çalışmak. (Sayfa, 11)
**** -Unutma, hayatını, özgürlüğünü, sahip olduğun her şeyi istiyorlar. Buna karşı koymalısın!
- Karşı koymak! İnsan nasıl karşı koyabilir ki? Onlar herkesten güçlü, onlar dünyanın en güçlüleri.
- Bu doğru değil. Dünya onlara izin verdiği sürece güçlüler. Tek bir birey herhangi bir kavramdan daha güçlüdür her zaman, fakat kendisine inanmalı, iradesine sahip çıkmalıdır. İnsan olduğunu ve insan kalmak istediğini unutmamalıdır; işte o zaman etrafını saran, beynini uyuşturan vatan, görevi kahramanlık gibi sözcükler, kan kokan, sıcak canlı insan kanı kokan boş laflar olarak kalırlar. (Sayfa, 13)
**** Sen özgür olmayı yeterince istemezsen işte o zaman seni ele geçirirler. (Sayfa,14)
**** Aksini düşünmene rağmen dünyanın işlediği bu en bütük suça ortak olacak mısın, olmayacak mısın?
Çünkü itiraz etmeyen, karşı koymayan herkes suç ortağıdır. Ve sen itiraz edebilirsin, bu yüzden itiraz etmek zorundasın, karşı koymak zorundasın. (Sayfa, 32)
javascript:ntrTemp(); ve javascript:ntrTemp(); tıkladığınızda iki farklı okurun Mecburiyet üzerine yaptıkları yorumlara göz atabilirsiniz.
Arka Kapaktan:
Hayatı boyunca savaş ve kıyıma karşı duran Stefan Zweig’ın kısa öyküsü Mecburiyet’te kendi düşünce dünyası oya gibi işlenmiştir. Savaş sebebiyle İsviçre’ye sığınan Ressam Ferdinand’ın resmî evrakla askerlik için ülkesine çağrılması sanatçıyı inanç ikilemine sokar. Karısı Paula ile girdiği derin tartışmalar sayesinde; kutsiyet atfedilmiş bazı kavramların vicdanımızla dünya gerçekliği arasında sıkışıp kalmamıza sebep olduğunu fark ediyoruz. 1920’lerden bugüne değin çok az şeyin değiştiğini kabullenmeye “mecbur” kalıyoruz: “İnsanlıktan başka vatanım yok ve amacım insan öldürmek de değil.”

Bu kitap için daha önce yorum veya alıntı yapılmadı.
Yorum yapabilmek veya alıntı yayınlayabilmek için üye olmanız veya üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bu kitabı sistemimizden emanet olarak alıp okuyan bir üyemiz yok.