KATEGORİLER

İnsanlar Neden ´´savaş´´ İsterler?

 ´´Savaş´´ın arka planı:

İki tür duygu yaratır savaş.

Yenme arzusu ve yenilme korkusu.

“Sen kimsin” diye sorulduğunda, “ben bu işi yapan insanım” diye cevap veremeyenler, hayatın karşısında tek başına galip gelemeyenler, “ortak bir zaferin” parçası olmak için yanıp tutuşurlar.

Böyle bir zafer olduğunda, “sen kimsin” sorusuna, “ben galip gelenlerdenim” demek, hayat mücadelesindeki bireysel bir yenilginin getirdiği zehirlenmeye karşı insanların sığındığı bir panzehirdir.

Zaten yenilmiş olan biri, bir de “yenilen tarafta” olduğunda, “sen kimsin” sorusuna verecek cevap bulamaz, kendini “yok” hisseder, varlığı silinir, hiçbir yerde kendi varlığının izine rastlayamaz.

Savaşlar, kendi başlarına var olamayan insanların, topluca çekilmiş bir başarı fotoğrafına dâhil olma şansıdır.

Onun için, milliyetçilik, savaşma arzusu, intikam isteği, yenme şehveti, en çok bu “kayıp” insanların arasında görülür.

Bir savaşta yenilen tarafta olmaktan en çok onlar korkarlar.

Bir savaşta her türlü acı pahasına “yenene” kadar savaşmayı en çok onlar isterler.

Bulundukları “taraf” için “kesin bir galibiyet” anlamına gelmeyecek her türlü barıştan, çözümden nefret ederler.

Hayat savaşını kaybetmiş çaresiz insanlara, savaş ve zafer son sığınak gibi görünür.

Kendi yenilmişliklerine bir çare aradıkları için “savaşı” desteklediklerini söyleyemedikleri, belki de bunun farkına bile varamadıkları için savaşma arzusunu “vatanseverlik, milliyetçilik” gibi yaftaların arkasına saklarlar.

Bu insanlar, kendileri gibi hayatın aynasına fikirleriyle yansıyamayan yeteneksiz politikacıların av sahasıdır.

Söyleyecek hiçbir sözü olmadığı için “milliyetçi olmaktan” başka çaresi kalmamış politikacılar, bu zavallı kayıp insanları avlarlar.

Onları, bir “zafer” vaadiyle her türlü acıya sürüklerler.

Sosyal Medya Paylaş