KATEGORİLER

Mesnevi´den Bir Hikaye

 Ormanda bir fare varmış. Havalı, kibirli, her an bir hayvana musallat olan, kuyruğu dik bir fareymiş. Kuşların yuvasına pislemediği gün maymunun kuyruğunu ısırır, tavşanı korkutmadığı gün tilkinin başını şişirirmiş.


Orman hayvanları illallah etmişler farenin elinden. Sonunda hayvanlar aralarında bir heyet kurup aslanı ziyarete gitmişler. Ormanın kralı o olduğu için bir çare bulacağından eminmişler.


Bütün hayvanları toplamış aslan. Yaşlı kaplumbağayı dinlemişler ilk önce, sonra zürafayı ve diğerlerini hatta başka fareleri de.


Sözü en son kedi alarak zaten ezeli düşman olduklarını, bu işi halledeceğini söylemiş. Göğsünü gererek görev aşkıyla yola koyulmuş.


Sonunda fareyi bulmuş. Fare bir ağacın altında planlar kurmakla meşgulmüş. Kovalamaca başlamış. O köşe senin bu köşe benim derken düz bir ovaya gelmişler.

Fare uzaktaki ineği fark ederek onun yanına koşmaya başlamış. Bir yandan da ‘Dur sen, bir kurtulayım neler yapacağım sana’ diye söyleniyormuş.


Nihayet ineğin yanına ulaşmış. Yalvarmış beni sakla diye. İnek kararlı bir vaziyette ‘Senden az çekmedim git başımdan’ demiş. Fare türlü diller dökerek ‘Ben ettim sen eyleme, bak şu kediden kurtulduğumda nasıl akıllı bir fare olacağım bir bilsen. Hem bir düşünsene, asırlar sonra bizi anlatacak kitaplar kuyruğu dik fare ile inek diye’ ısrarlarını sürdürmüş.


‘Peki peki uzatma’ demiş inek. Ve farenin üstüne ‘şey’ etmiş. Kedi ovaya geldiğinde perişan bir haldeymiş. İneği görmüş ve ona doğru yürümüş. Belki de inek fareyi buralarda görmüştür diye düşünmüş. Ama soru sormasına gerek kalmamış.

Manzara şöyleymiş;
Dümdüz bir ova, bir inek, ineğin hemen arkasında taze ‘şey’ kümesi, onun içinde dik bir kuyruk. Kedi tuttuğu gibi çekmiş, çıkarmış fareyi oracıkta parçalamış.

Hz. Mevlânâ, bu hikayeden 3 şey anlamak lazım diyor:
1) Sana ‘şey’ atan herkes düşmanın değildir.
2) Seni ‘şey’den çıkaran herkes dostun değildir.
3) Bu kadar ‘şey’in içinde kuyruğu dik gezmenin âlemi ne?

Mesnevi´den bir hikaye.

Sosyal Medya Paylaş