KATEGORİLER

İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar

İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar Kategori: Tarih Yazar: Stefan Zweig Yayınevi: Can Yayınları Dil: Türkçe Sayfa: 256 Sayfa

 İNSANLIĞIN YILDIZININ PARLADIĞI ANLAR - Stefan Zweig / TARİH - Deneme

Tam bir baş ucu kitabı. Dikkatle okurken, satır aralarında , ülkemizde ve dünyada tarihin tekerrür ettiğin fark edeceksiniz. Hepsi birbirinden ilginç yaşanmışlıklar ama Tolstoy ve Çicero´yu daha bir farklı okumalı. Hatta tekrar tekrar okumalı. Uzun bir aradan sonra 5 Yıldızlılar rafına bir kitap eklediğimiz için çok mutluyuz. kumvekopukavare.blogspot.com.tr/2013/02/insanlgn-yldznn-parladg-anlar-on-iki.html veya panoturk.blogspot.com.tr/2015/01/insanlk-tarihinde-yldzn-parladg-anlar.html linklerinde iki farklı okur yorumlarına göz atmanızı önermek isteriz.

www.facebook.com/Kitap-Okumak-%C4%B0ster-misin-327927040637181/  www.youtube.com/watch

Kitaptan :*** Savaşa hazırlanan bütün diktatörler, hazırlıklarını bütünüyle tamamlayıncaya kadar sürekli barıştan söz ederler. (Sayfa 71) 

***  Bir tek saatin kaybettirdiği şeyi, bin yıl geri getiremez.  (Sayfa 116)

***   Bir şeyler yaratabilmenin o tertemiz ve kutsal sarhoşluğunu tatmış olan bir insan için içki kokan bu iğrenç yerler ona yalnızca tiksinti verir. (Sayfa 133)

***   Yeryüzündeki başarıları ve ünü arttıkça, Tanrı´ nın önünde hep küçüldü ve yaratmayı sürdürdü. İşini ciddiye alan bütün gerçek sanatçılar gibi Handel´de yapıtlarını övmüyordu. (Sayfa 159)

***   İnsanların, çağdaşları bir insanın ya da bir yapıtın büyüklüğünü ilk bakışta anladıkları pek görülmemiştir. (Sayfa 133)

***   Uyruk olmaktan bir türlü kurtulamayan insanlar, verilen buyruklara hep boyun eğerler, yazgının çağrısına kulak asmazlar. (Sayfa 212)

***   Okul kitaplarını hazırlayanlar, ulusların ve ordu komutanlarının kazandıkları savaş ve utkularını, insanlığın gerçek utkusundan daha üstün tutmaktadırlar. (Sayfa 287)

***   Ama ben kin yanlısı değilim ve öyle olmak da istemiyorum, hatta halkımıza karşı suç işlemiş ve günaha girmiş olanlar için bile. çünkü kötülük yapan insan, kötülük yüzünden acı çekenden daha bahtsızdır. Ben onun acısını paylaşırım fakat ondan nefret etmem. (Sayfa 342)

***   İnsan onuruna layık hiçbir düzen zor kullanarak kurulamaz. Silaha başvurur vurmaz, başka bir dikta rejimi kurmuş olursunuz ve böylece yok etmek istediğiniz insanları yüceltirsiniz. (Sayfa 343)

***   Şuna inanmalısınız ki gerçek kudret, zorbalığa karşılık vermez, yumuşaklıkla onun gücünü etkisizleştirir. (Sayfa 344)

***   Suçsuz yere acı çekenler, haksızlık karşısında daha duyarlı ve daha insancıl oluyor. (Sayfa 345)

***   Bombalarınızla ve silahlarınızla bu dünyadaki kötülükleri ortadan kaldırabileceğinize inanıyor musunuz? Hayır hayır, o zaman kendinize de kötülük yapmış olacaksınız, şunu bir kez daha tekrar edeyim ki, bir inanç için acı çekmek, o inanç uğruna adam öldürmekten yüz kere daha iyidir. (Sayfa 346)

***   Sizler bütün insanları sevmeyi, onlarla kardeş olmayı reddettiğiniz sürece, ben de sizlerle birlikte olmayı reddediyorum. (Sayfa 352)

***   Gerçek, sadece gençlikten, evet sadece gençlikten öğreniliyormuş meğer ! (Sayfa 355)

***   Hiçbir şey yapmamak korkaklıktır. (Sayfa 363)

*** Hep ikiyüzlü davranmak, düşündüklerini saklamak ne korkunç şey! İnsan, dünyanın önünde dürüst olmak, Tanrı´nın önünde dürsüt olmak ister de neden karısının ve çocuklarının önünde dürüst olamaz! (Sayfa 364)

***   Hayır hiç yorgun değilim. İnsanı sadece kararsızlık yorgun düşürür. Her türlü çaba insanı özgürleştirir, en kötüsü bile hiçbir şey yapmamaktan daha yararlıdır. (Sayfa 368)

***  İnsan sadece çalışarak ebediyete katılır. (Sayfa 370)

***   Eğer o, biz insanlar yüzünden acı çekmemiş olsaydı, bugün asla bir Lev Tolstoy, bütün insanlığın Tolstoy´u olamazdı. (Sayfa 417)

***   Fakat haber alma servislerinde çalışan ajanlar, yalnızca çok konuşan adamlara dikkat ettikleri ve çok okuyup çok öğrenen yalnız insanların, dünyamızda gerçekleştirilen devrimlerde oynadıkları rolün ne kadar büyük olduğunu bilmediklerinden, kundura tamircsinin evinde oturan bu sessiz ve önemsiz adam hakkında hiç bilgi toplamamaktadırlar. (Sayfa 460) 

***   Halka bakar ve onların eski Roma halkı olmadığını görür, onlar düşlediği kahraman halk değil, tersine kazanç ve eğlence peşinde koşan, yemek içmek ve arenada göstrilen oyunları seyretmekten başka bir şey düşünmeyen, kişiliğini yitirmiş soysuz bir halktır artık. (Sayfa 495)

***  Cicero, savaşı vahşi hayvanların yöntemi olarak değerlendirir, kendi halkının militarist ve emperyalist düşüncelerini, eyaletlerin sömürülmesini yargılar, ülkelerin Roma imparatorluğu´na katılmalarının asla kılıçla değil, yalnızca kültürel ve ahlaki değerlerle sağlanmasını talep eder. Şehirlerin talan edilmesine karşı çıkarve hiç hak hukuk tanımayan ayak takımına ve kölelere karşı o zamanın Roma´sinda absürd sayılabilecek iyi niyet gösterilmesi talebinde bulunur. Peş peşe zafer kazanılması ve bunların sağlıksız askeri zaferler olması nedeniyle Roma´nın çöküşünü peygamberlere özgü bir bakışla önceden görür: ´´Roma, Sullay´yla salt ganimet uğruna savaşa giriştiğinden beri, imparatorluktaki adalet anlayışı tamamen yok olmuştur. Ve bir halk bir başka halkın özgürlüğünü elinden alırken, gizemli bir öç alma duygusuyla hareket ettiği için kendi yalnızlığının büyüleyici gücünü kaybeder.´´ (Sayfa 502)

***   Siyasetçilerin hep yaptığı gibi, iktidara gelmek isteyenler, iktidarı ele geçirmeden önce, kendilerini destekleyecek bir fikir adamı ararlar (işleri bitince de onu bir kenara fırlatırlar). (Sayfa 505)

***   İktidar hırslıları için düşünce ve fikir değil, sadece güç önemlidir, onurları değil, sadece ele geçirecekleri ganimet önemlidir. (Sayfa 513)

***   Bütün salgın hastalıklardan çok daha fazla ölüme neden olan gizli antlaşma vebası, Wilson´ın ´´Açık Diplomasi´´ serumuyla kesin olarak önlenecektir. (Sayfa 535)

www.facebook.com/Kitap-Okumak-%C4%B0ster-misin-327927040637181/  www.youtube.com/watch

Arka Kapaktan : 

İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, tarihteki belirleyici anlar üstüne kısa denemelerden oluşuyor. Stefan Zweig, çevrelerindeki geçici koşulların dayattığı sınırları aşabilen Fatih Sultan Mehmet, Händel, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin gibi “yaratıcı bireyler”in o benzersiz anlarını anlatıyor. En iyisi, kendisinden dinleyelim:

Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi, hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadırlar... Olayları anlatırken, gerçekleri değiştirmedim, kendi katkılarımla renklendirip zenginleştirmedim. Çünkü tarih, kusursuzluğa ulaştığı böylesine eşsiz anlarda, kendisine yardım için uzatılan ellere gereksinim duymaz.