KATEGORİLER

Anitta´nın Laneti

Anitta´nın Laneti Kategori: Tarih Yazar: Mahfi Eğilmez Yayınevi: Remzi Kitabevi Dil: Türkçe Sayfa: 177 Sayfa

 ANİTTA´nın LANETİ – Mahfi eğilmez – TARİH – Roman

Anadolu´da yaşamış ve dünya tarihinde derin izler bırakmış Hitit Medeniyetine yakından bakmayı sağlayan kitap oldukça akıcı. İlk fark edilen , iktidarın olduğu yerde ölümcül her türlü oyunun her daim var olduğu. Özellikle tarih ilginizi çekiyorsa rahatlıkla okuyabileceğiniz bir tarihi roman. Bir çok ciddi yayında olduğu gibi bu kitabın sonunda da kaynakça bulacaksınız. 

http://www.kitapyurdu.com/kitap/anittanin–laneti/89259.html adresinde farklı okur yorumalrı okuyarak biraz daha bilgi edinebilirsiniz.

Arka Kapaktan:

Anadolu´da bizden önce yaşayıp da büyük bir imparatorluk kurmuş bulunan Hititler hakkında bilgimiz ne yazık ki çok değil... Örneğin Kadeş Savaşı Hititlerin üstünlüğüyle sonuçlandığı halde, dünya çoğunlukla bunu bir Mısır zaferi olarak biliyor. Aynı toprakları üç bin yıl arayla paylaştığımız Hititlerin de tıpkı bizim gibi kendilerini anlatamadıkları bir gerçek... Anitta´nın Laneti, MÖ 1800 ile 1200 arasındaki Hitit kralları, kraliçeleri, prens ve prenseslerinin yaşadığı çeşitli olayları, entrikaları, savaş ve barışları öyküleştirerek, okunması kolay bir Hitit tarihi sunuyor.

Anitta, babası Kuşşaralı Pithana´dan sonra Hitit tahtına çıktı. Daha çocukluktan delikanlılığa geçerken merdiven büyüğü (veliaht) ilan edilmişti. Önce Neşa´yı aldı, başkent yaptı. Sonra Hattilerin başkenti Hattuşa´yı aldı. Ne ummuştu ve ne bulmuştu bilmiyoruz, ama aradığını bulamamış olmalı ki Hattuşa´yı yakıp yıktıktan sonra yerine yaban otları ektirdi. Ve bir de lanet yazdırdı: "Benden sonra kral olacaklardan her kim Hattuşa´yı yeniden canlandırırsa, fırtına tanrısı onun belasını versin." 
Hattuşa´yı, Hattuşili canlandırdı ve Hititlerin başkenti yaptı. 
Zaman içinde Hitit kraliyet ailesinde önce kardeş ve baba katli başladı. Taht kavgaları seri cinayetlere dönüştü. Bu cinayetler durulur gibi olunca, kraliyet ailesi peş peşe veba hastalığına yakalanmaya başladı. Babadan oğula geçti veba. Hitit krallarının en büyüğü olan Şuppiluliuma vebadan öldü. Yerine geçen oğlu Arnuvanda ve kızı Aşmunikal vebadan öldüler. Ardından Murşili geçti tahta. Tanrılara yakaran veba duasını yazdı. Ama bu yakarış işe yaramadı. O da vebadan öldü. 
En sonunda Hattuşa´yı, deniz kavimleri yakıp yıktılar. Hitit İmparatorluğu tarihe karıştı. 
Hitit tarihini incelemeden, bu topraklarda yaşanan entrikaları keşfetmeye olanak yok. Harapşili´nin kocası, baş içki sunucusu, Hantili ve damadı Zidanta ile birlik olup, ağabeyi Murşili´yi niçin öldürdüğünü ya da Hattuşili´nin, karısı Haştiyar ile birlik olup kendisine karşı komplolar kuran oğlu Labarna´yı niçin merdiven büyüğü ilan etmeyip yerine torunu Murşili´yi tahta çıkardığını anlamadan, bugün Türkiye´de neler olup bittiğini anlamaya olanak yok. 
Hemen yanıbaşımızdaki geçmiş yüzlerce, binlerce entrikayla dolu. Yalnızca Hitit sarayı değil, Osmanlı sarayı da bir entrikalar sergisi gibi. Geçmişimizi ve bizim ne kadar entrikacı olduğumuzu bizden iyi bilenler, bize o entrikaları tekrarlatıyorlar. Biz, onları okuyup öğrenemediğimiz, yalnızca genlerimizde taşıdığımız ya da soluduğumuz havadan kaptığımız için, bunları dahiyane buluşlar zannediyoruz. Oysa çok daha dahiyane olanları, 3 bin 500 yıl önce Hattuşa´da, Hititler tarafından çevrilmiş. 
´Siyaset ekonomiye karışmamalıdır´ söylevleri verdiğimiz günlerde, siyasetten bağımsız olması için atadığımız BDDK üyelerinin, daha bir yılları dolmadan, görevden alınmalarına olanak sağlayan bir yasa değişikliği yapmamızın Hitit entrikalarından ne farkı var? Bu üyelerin yerlerine gelecek olanların siyasetten uzak kalmaları mümkün müdür artık? Ya da Anayasa´ya ve Ceza Hukuku´nun en temel ilkelerine aykırı yasal değişiklikleri yabancılar istiyor diye yapmaya yönelirken hiç aklımıza geldi mi, bu tür yasaları kendi ülkelerinde, gerekçesi ne olursa olsun, çıkarıp çıkaramayacaklarını sormak? 
Bu soruların yanıtını bulabilmek için bu toprakların tarihini daha yakından incelemek gerekiyor. Harapşili´nin kocası Hantili ve damadı Zidanta ile birlik olup ağabeyi Hitit Kralı Murşili´yi niçin öldürdüğünü; ya da Kraliçe Haştiyar´ın, oğlu Labarna´yı, kocası Kral Hattuşili´ye karşı niçin kışkırttığını bilmeden, siyasetten bağımsız kurumlar oluşturmak ve yaşatmak mümkün olmuyor.

 

Mahfi Eğilmez – Anitta´nın Laneti başlıklı makalesi