KATEGORİLER

Huzursuzluk

Huzursuzluk Kategori: Roman Yazar: Zülfü Livaneli Yayınevi: Doğan Kitap Dil: Türkçe Sayfa: 160 Sayfa

HUZURSUZLUK - Zülfü Livaneli / ROMAN

Hemen yanı başımızda yaşanan ama görmek ve duymak istemediğimiz acılardan küçük bir kesit. Bu tarz kitapların en önemli işlevi de bu olsa gerek. Acıların varlığından diğerlerini haberdar etmek. Romanı okuduğunuzda haberdar oluyorsunuz. İnanıyoruz ki ´´Huzursuz´´da olacaksınız. Her zaman ki sade ve akıcı üslubu ile okuduğunuza değecek bir roman. Okumalı ve kitaplıkta her zaman yer vermeli bu esere.

www.kitapveyorum.com/huzursuzluk-zulfu-livaneli/  ve okumagunlugu.com/huzursuzluk-zulfu-livaneli/ linklerinde Huzursuzluk hakkında yapılan yorumları okumak isteyebilirsiniz.

www.facebook.com/www.kitapokumakistermisin/  www.youtube.com/user/KitapOkumak

Kitaptan: ***   Merhamet istemiyorum, hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok, merhamet de zulmün bir parçası, ne bana acıyın ne de çocuğuma. Merhamet zulmün merhemi olamaz.

***   Asil insanların en neşeli zamanında bile bir hüzün vardır, daha düşük ruhlar ise en sefil zamanında bile neşelidir..

***   "Bu dünya bir penceredir.
Her gelen baktı geçti." diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum; raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı felsefe profesörleri, sözümona varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilirler mi?

***   Her insanın içinde iyi ve kötü, yan yana durur. Hangisini beslersen o galip gelir.

***   Kendimizi hayvanlardan ve bitkilerden üstün görmemiz büyük bir aldatmaca, insanlık diye yücelttiğimiz şey aslında ne aşağılayıcı bir kavram.

***   Ortadoğu´nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

***   Belki de her şeyini yitiren bir insanın son sığınağı insan onurudur,
elinde kalan tek şey budur, diye düşünüyorum.

 

Arka Kapaktan:   Merhamet zulmün merhemi olamaz!

İstanbul´un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin´in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin´e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece âdeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.

Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve

dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikâyesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.