KATEGORİLER

Kör Baykuş

Kör Baykuş Kategori: Roman Yazar: Sadık Hidayet Yayınevi: Yky Dil: Türkçe Sayfa: 95 Sayfa

 KÖR BAYKUŞ - Sadık Hidayet / ROMAN

Olabildiğince karamsar , bir o kadar da çok farklı bir üslup, apayrı bir konu. Yazarın buhranlı iç dünyasını okurken sayfalar akıp gidecek. İran´ın Dünya edebiyatına en önemli katkılarından biri olan yazarın itina ile seçip okuduğu ve üzerinde çalıştığı kitaplar sonraları dünya edebiyat listelerinde hemen her zaman üst sıralarda yer almıştır.

begenmeyenokumasin.com/sadik-hidayet-ve-kor-baykus/ veya  dipnotkitap.net/OYKU_ve_NOVELLA/Kor_Baykus.htm adreslerinde bu eser üzerine derin tahlliler bulacaksınız.

https://www.youtube.com/user/KitapOkumak  www.facebook.com/www.kitapokumakistermisin/

Kitaptan:***    Öyle yaralar vardır ki hayatta, cüzzam gibi ağır ağır yiyip bitirirler yalnızlığına çekilmişl ruhu. (Sayfa 23)

***   Ne devlere yedirecek malım, ne şeytana satacak imanım var. (Sayfa 54)

***   Hayat baştan başa kıssadır, hikayedir. (Sayfa 56)

***   Bütün duygular, bütün yaşananlar şimdiye, şu ana bağlıdır; geçmişte kalmış değildir. (Sayfa 70)

***   Hayat baştan sona gülünç bir hikaye, inanılması güç, ahmakça bir efsane değil mi?  (Sayfa 70)

***   Mezardaki biri için zamanın anlamı kaybolur. (Sayfa 71)

***   Ölümün karşısında mezhebin, imanın, itikadın ne kadar gevşek ve çocukça olduğunu hissediyordum. Sağlığı yerinde ve mutlu olanlar için, eğlencelik şeylerdi bunlar. Ölümün ve çektiklerimin korkunç gerçeği karşısında, kıyamet günü üzerine, ruhun ahretteki mükâfatları üzerine bana telkin ettikleri şeyler, tatsız bir aldatmaca oluyordu. Bana öğrettikleri dualar, korkusu karşısında etkisizdiler. (Sayfa 86)

*** Hayat özenle ve soğukkanlılıkla herkesin maskesini indirir. Birkaç maskesi vardır herkesin, kimisi birkaç maskeden yalnız birini kullanır, sürekli kullanılan o maske de doğal olarak kirlenir, yıpranır. Tutumlu kimselerdir bunlar. Kimisi kendi maskelerini çoluğuna çocuğuna saklar. Kimisi durmaksızın yüz değiştirir ama yaşlandıkça anlarla ki bu, onların son maskesidir. Pek çabuk eskir bu sonuncusu da. Ve işte o zaman hakiki yüzleri çıkar ortaya o son maskelerinin ardından. (Sayfa 94)

***    Yalnız ölüm yalan söylemez!
Ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder. Bizler ölümün çocuklarıyız, hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır.

***   Tüm yaşam boyunca ölüm bize işaret eder durur. Hiç kimsenin başına gelmedi mi acaba? Hani kişi ansızın, hiçbir sebep yokken düşünceye dalar, öyle derin düşünceye dalar ki zamanı mekânı unutur, neyi düşündüğünü bile bilmez. Daha sonra kendi dış dünyasına tekrar aşina olmaya çalışır. İşte bu, ölümün sesidir.

***   Hayat tecrübelerimle şu yargıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anladım, elden geldiğince susmam gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım. Ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni kendimi gölgeme tanıtmak isteğidir...

***   Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar..

***   Dünyada susmaktan daha iyi bir şey yoktur...

***   Hayat özenle ve soğukkanlılıkla herkesin maskesini indirir. Birkaç maskesi vardır herkesin, kimisi birkaç maskeden yalnız birini kullanır, sürekli kullanılan o maske de doğal olarak kirlenir, yıpranır. Tutumlu kimselerdir bunlar. Kimisi kendi maskelerini çoluğuna çocuğuna saklar. Kimisi durmaksızın yüz değiştirir ama yaşlandıkça anlarla ki bu, onların son maskesidir. Pek çabuk eskir bu sonuncusu da. Ve işte o zaman hakiki yüzleri çıkar ortaya o son maskelerinin ardından.

***   Hayat bana tek ve değişmez bir mevsim oldu hep. Bu hayat bir soğuk bölgede ve sonsuz bir karanlıkta geçti adeta, öyle ki bağrımda hep aynı alev vardı ve o beni bir mum gibi eritti.

***   Bana benzeyen, görünüşte bendeki ihtiyaçlara, tutkulara, arzulara sahip bu insanlar niçin kırarlar beni?

 Arka Kapaktan:  Modern İran edebiyatının kurucularından Sadık Hidayet´in 1936´da Bombay´da yayımladığı başyapıtı, kendi deyişiyle "özenle hesaplanmış, net, bilinçli etkilerle dolu" ve "her sayfası bir partisyon gibi düzenlenmiş" Kör Baykuş (Buf-i Kur) , öteki yapıtları gibi, pek çok dile çevrildi, sadece Fransa´da (Andre Rousseaux: "Bu roman bence ülkemizin edebiyat tarihinde özel bir etki bırakmıştır") değil pek çok ülkede pek çok yazarı etkiledi.