KATEGORİLER

Havva´nın Üç Kızı

Havva´nın Üç Kızı Kategori: Roman Yazar: Elif Şafak Yayınevi: Doğan Kitap Dil: Türkçe Sayfa: 418 Sayfa

 HAVVA´nın ÜÇ KIZI - Elif Şafak / ROMAN 

‘’İyi edebiyatın’’ dünyanın düzelmesine yardımcı olacağına inanıyorsanız Havva’nın Üç Kızına zaman ayırmalısınız. Elden bırakmadan okunan öykü inançları gözden geçirirken tereddüt ve ikilimleri de en çıplak hali ile ortaya döküyor.  Hayat katkılarından dolayı yazara teşekkürler.

www.facebook.com/www.kitapokumakistermisin/  www.youtube.com/watch

Kitaptan :****   Neyse ki Tanrı, her ne kadar kolay kızdığı söylense ve talepkarlığıyla maruf olsa da incinmez, incitilemezdi. (Sayfa 12)

****  Anne dediğin, bütün huzurlu vadilerini, durgun göllerini ve yüce dağlarını avucunun içi gibi bildiğin, keşfedilmiş bir toprak parçasıydı. (Sayfa 102)

****   Hane içlerini gayet pak ve tertipli tutan ahali, sokakların temizliğini çöpçülerin vazifesi addederdi. Kendi evinde toz tutmayanlar, dışarılara kabuk, kağıt, çer çöp atmakta tereddüt etmezdi. (Sayfa 25)

****   Ne zor şeydi birbirini sevmemiş bir çiftin evladı olmak. (Sayfa 29)

****   Bu ülkedeki nice vatandaş gibi onlarda sohbetlerinin çoğunu, en az sevdikleri şeyleri konuşmaya ayırırlardı. (Sayfa 30)

****   ´´Düşünsene yolda bir kaza görünce ne tepki veriyor insanlar? Hemen ´Aman Allah korusun´ derler. İnanabiliyor musun! İlk tepkileri kendilerini düşünmek, kurbanları değil.
Başkası için dua eden ne kadar az kişi var farkında mısın? İlla ki kendilerine. Zaten o kadar çok dua birbirinin kopyası ki. Beni koru, beni kayır, beni yükselt...Her şey ben. Onlara sorsan ´Dindarlık´ derler adına, bense ´kılık değiştirmiş bencillik´ diyorum.´´ (Sayfa 55)

****   Hem bilgiyi önemse, hem bildiklerini sorgula. Asla bir yere demir atma. Adresin değil, sadece ayak izlerin olsun bu dünyada.
... Yerleşme, kök salma, oldum ya da buldum sanma. Hiçbir gettoya, kolektif kimliğe, cemaate, cemiyete, aşirete ait olma. Hepsi yanıltır, şaşırtır. Sen yalnız ol. Bir başına. Varmak değil, gitmek. Sadece gitmek...(Sayfa 55)

****   İstikrardan ziyade belirsizliğin kaide olduğu bir ülkede, kehanet ve tahminlere düşkünlük tesadüf değildi belki de. (Sayfa 79)

****  Zekanın, tıpkı bir kas gibi geliştirilebileceğini keşfetmişti. Keza hafızanın da.  (Sayfa 90)

****   Kitaplardı onun vatanı ama aynı zamanda daimi sürgün diyarı. (Sayfa 91)

****   Ne kadar korkutucu bir şeydi Tanrı´yı böylesine intikamcı, katı, cezalandıran bir varlık olarak algılamak. Tanrı´nın dili sevginin dili miydi, yoksa korkunun dili mi? (Sayfa 95)

****   ´´Cehaletin eline kudret geçmeye görsün, bak işte o zaman korkacaksın´´ dedi Mensur. ´´Dünya muktedir cahillerden ve cahil muktedirlerden neler çekti.´´ (Sayfa 109)

****   Coşkulu yüz ifadelerine bakılırsa ya politika konuşuyor olmalıydılar ya futbol; bu ülkede erkeklerin duygularını rahatça dışa vurabildikleri konular bunlardı çünkü. (Sayfa 112)

****   Kitap demek bilgi, bilgi demek kudrettir. (Sayfa 130)

****   Tıpkı bir fidanın ağaca dönüşmek için yağmur damlalarına ihtiyaç duyması gibi beyni de kendini ifade etmek için kelimelere muhtaçtı. (Sayfa 163)

****   Yaşlanmanın farklı yolları vardı belki de. Kimilerinin önce bedeni soluyordu, kimilerinin zihni, kimilerinin de ruhu. (Sayfa 181)

****   Berduş geldi bir an Peri´nin gözünün önüne. Sıska bedeni, insanın içine işleyen gözleri, egzamalı elleri, Bally koklayışıyla. Ayrıcalıklı konumuna ve parasına rağmen, bu kadın da ondan daha az bağımlı değildi. Kendi hayatından bir süreliğine kaçabilmek için, başka insanların mahremiyetini deşiyor; sırlar ve dedikodularla dolu bir torbanın içine burnunu sokup soluyor, soluyordu. (Sayfa 201)

****   Entelektüel bir tartışmaya girmek aşık olmak gibidir. Öyle ki bittiğinde değişirsiniz, başka bir insan olursunuz. Karşınızdaki kişi de değişir tabii. Eğer fikrinizi gözden geçirmeye hazır değilseniz, kimseyle hiçbir konuda tartışmaya girmeyin. sadece değişime açık insanlar gerçek anlamıyla münazara edebilir. Yoksa egolarımız zihnimizi kapatır. İllaki haklı olma arzusuyla konuşanlar asla diyalog kuramazlar. (Sayfa 211)

****   Ama saygılıydı kadınlara karşı, belki de annesinden öğrenmişti karşı cinse nasıl davranması gerektiğini. (Sayfa 230) 

****   Yegane günah tembelliktir. (Sayfa 237)

****   Sadece sizin gibi düşünen/konuşan insanları okuyorsanız, okumuyorsunuz demektir. (Sayfa 239)

****   Bilgi olmadan akıl yürütülmez, yürütülürse zırvalık olur. (Sayfa 280)

****   Güneş nasıl İkarus´un kanatlarını eritirse, ´Kesinlik İlleti´ de bilimsel merakı yok ederdi. Zira kesinlik keskinliği, keskinlik kibri, kibir körlüğü, körlük karanlığı ve karanlık da daha fazla kesinliği getirirdi.  (Sayfa 283) 

Arka Kapaktan:

İnanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk...

Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?

Şirin, Mona ve Peri…Günahkâr, İnanan ve Şaşkın. Münkir, Mümin ve Mütereddit… Böylesine farklı üç genç kadın nasıl bir araya gelebilir? Arkadaş olabilirler mi sahi? Hatta kız kardeş?

Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı biraşk... yarım kalan... seneler sonra yeniden canlanan...

Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Havva´nın Üç KızıTürkiye ile Avrupa, dün ve bugün arasında gidip gelen güncel bir hikâye anlatıyor.

Yüzyılımızın en çok tartışılacak konularından birini kışkırtıcı kahramanlar aracılığıyla ele alan, temposu hiç düşmeyen, kolay kolay unutamayacağınız bir roman.