KATEGORİLER

Denizin Külleri

Denizin Külleri Kategori: Roman Yazar: Gizem Kayahan Yayınevi: Sokak Kitapları Dil: Türkçe Sayfa: 384 Sayfa

DENİZİN KÜLLERİ - Gizem Kayahan / ROMAN

17 yaşında genç bir yazarımızın 3. baskısını yapan bir aşk hikayesi. www.facebook.com/denizinkulleri/ buradan genç yazarın sayfasına ulaşabilrisiniz. blog.milliyet.com.tr/denizin-kulleri/Blog/ linkinde yine kitap ve yazarla ilgili kısa bir metne göz atabilirsiniz. www.gencyazi.com/gizem-kayahan/ adresinde 2014 Eylülünde yazarla yapılmış bir röportajı bulacaksınız.

www.kitapyurdu.com/kitap/denizin-kulleri/151127.html burada da çok sayıda okurun kitapla ilgili kısa yorumlarına göz atabilirsiniz. Neticede aşk hikayeleri ilginizi çekiyor ve farklı bir yazarla tanışmak istiyorsanız ´´ Denizin Külleri´´ sizin için yeni bir tercih olabilir.

Arka Kapaktan:

19. yy başlarında Londra´nın gözde bekârlarından olan bir dükle, anılarının altında ezilmiş bir kontesin hikâyesi...

Yaşlı kadın eteklerini bir o yana bir bu yana çekiştiriyor, yüzünü buruşturup duruyordu. "Sence de biraz uzun değil mi? Bugün hava yağmurlu tatlım. Kirlenmelerini istemeyiz." Vivian gülümsedi fakat cevap vermedi. Şu anda endişelendiği son şey, çamurlu eteklerdi. Genç kadının içindeki deniz tamamen bir çamur kütlesine dönüşmüştü. Benliği çamura bulanmışken etekler kimin umurundaydı ki?

Susanne yavaşça kalktı ve Vivian´ın omzuna elini koyarken yüzüne anlayış dolu bir ifade yerleştirdi. "Endişelendiğini biliyorum." dedi. Vivian aynadaki yansımasında onun gözlerine dikti gözlerini. "Her gelin endişelenir."

 YAZAR HAKKINDA

Bundan tam on yedi yıl önce bugünkü gibi ılık bir Nisan günü dünyaya geldiğimde ailemin aklına bu cümleleri kitabımdan okuyacakları gelmemiştir herhalde. Okula başladığımda da benden beklenenler derslerimde başarılı olmamdan ileri gitmiyordu. Nitekim oldum. Şimdi bir Anadolu Lisesinin sınıfında, duvar kenarındaki sıramda oturmuş yazıyorum işte bunları. Teneffüste “Lead Astray” isimli müzik grubumuzda benimle birlikte çalan arkadaşlarımın yanına gidip yarın prova olup olmadığını soracağım. Konservatuara gitmiş olmanın güzellikleri bu işte; çaldığım gitar, piyano ve dinlediğim her bir notanın beni yaşadığım hayattan alıp götürmesi. Eğer prova yoksa belki babamla dalışa gidebiliriz, denizin altını keşfe çıkabiliriz yarın. Ya da belki oturup kendi kurduğum internet sitelerimle ilgilenirim. Veya odamın bir köşesine kurulup sonraki kitabımı yazmaya kaldığım yerden devam ederim…