KATEGORİLER

Ferrari´sini Satan Bilge

Ferrari´sini Satan Bilge Kategori: Roman Yazar: Robin Sharma Yayınevi: Goa Dil: Türkçe Sayfa: 197 Sayfa

FERRARİ´sini SATAN BİLGE – Robin Sharma / ROMAN – Kişisel Gelişim

Az çok kitaplarla ilgisi olan hemen herkesin duyduğu ve okuduğu bir kitap. Arzu ederseniz roman , arzu ederseniz kişisel gelişim tarzı bir kitap niyeti ile okuyabilirsiniz. Hangi amaçla okursanız okuyun hayatınıza bir şeyler katma ihtimali oldukça yüksek. Okunmasında yarar olduğuna inanıyoruz.

zinekvalesi.blogspot.com.tr/  veya aysegulikbal.blogspot.com.tr/2011/01/ferrarsini-satan-bilge-robn-s-sharma.html adresinde kitapla ilgili oldukça geniş bir değerlendirme okuyabilirsiniz.

www.youtube.com/watch  www.facebook.com/Kitap-Okumak-%C4%B0ster-misin-327927040637181/ 

Kitaptan :***  Düzenli olarak oku. Günde yarım saat okumak mucizeler yaratır. 

***   "Yaşamına böylesi bir zenginlik katacak olan, senin kitaplardan çıkaracakların değil, kitapların sonunda yaşamını değiştirecek biçimde sende ortaya çıkaracaklarıdır.

Görüyorsun John kitaplar sana aslında yeni bir şeyi öğretmez."
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten. Kitaplar aslında zaten senin içinde olanları görmene yardım eder. Aydınlanma budur."

***  Geçmişinin tutsağı olmayı bırakacaksın. Bunun yerine geleceğinin mimarı olacaksın.

***  İçeri girecek düşünceleri seçerek dışarıya ne çıkacağını da kesin biçimde belirlersin. Bu nedenle uyumadan önce haberleri izleme veya biriyle tartışma, hatta günün olaylarını bile zihninden geçirme. Rahatla, istersen bir fincan bitki çayı iç. Sakin bir klasik müzik dinle, kendini zengin ve yenileyici derin bir uykuya dalmaya hazırla.

***  Biz toplumumuzda tutkuyu kaybettik. Yapmayı sevdiğimiz şeyleri yapmıyoruz. Birtakım şeyleri yapmamızın nedeni onları yapmak zorunda olduğumuzu düşünmemiz. Bu mutsuzluğun formülüdür.

***  Kaygı verici bir düşünce bir embriyo gibidir; oluştuğunda küçüktür, ama büyür ve daha çok büyür. Kısa süre sonra kendi kontrolünü eline alır.

***   Yaşamımızı öyle geçirmeliyiz ki öldüğümüzde biz mutlu iken dünya ağlamalı.

***   Ellerimizden kum taneleri gibi akıp giden zaman asla geri gelmez. Zamanı erken yaşlardan itibaren akıllıca kullananlar zengin, üretken ve doyuma ulaştıkları bir yaşamla ödüllendirilir.

***  Evren cesur olanın yanındadır...

***   Zihnini umut sözcükleri ile doldurduğunda umut dolu olursun. Zihnini nezaket sözcükleri ile doldurursan, nazik olursun. Zihnini cesaret sözcükleri ile doldurursan, cesur olursun.
Kelimeler güçlüdür.

***   Asla müziğin gücünü unutma. Her gün müzikle bir miktar zaman geçir. Bu işe giderken arabada yumuşak bir müzik dinlemek bile olabilir. Kendini üzgün veya yorgun hissettiğinde biraz müzik dinle. Bu, benim bildiğim en iyi motive edici eylemlerden biri...

***   Yaşam kalitenizi, düşüncelerinizin kalitesi belirler.

Arka Kapaktan :

Kalabalık mahkeme salonunun tam ortasında çökmüş haldeydi. O; büyük düşleri olan, zeki, yakışıklı, korkusuz ve ülkenin en seçkin dava avukatıydı. 

Onu 17 yıldır tanıyordum.Julian´ın şok edici mahkeme gösterileri sürekli gazetelerin ön sayfalarında yer alıyordu.Çoğu kimsenin sadece düşleyebileceği her şeyi elde etmişti: Yıldızlara varan mesleki şöhret, milyonlarca dolarlık banka hesapları, en pahalı semtte olağanüstü bir malikane, özel bir jet, tropikal bir ada ve orada yazlık bir ev ve de çok değer verdiği varlığı–evinin özel yolunun ortasına parkettiği kırmızı bir ferrari. 

Şimdi ise Büyük Julian kalp krizi geçirmiş, çaresiz bir bebek gibi yerde kıvranıyor ve deli gibi sarsılıyordu. 

Bütün bunlar üç seneden fazla bir zaman önce yaşanmıştı.Son duyduğum Julian´ın Hindistan´a gittiği idi.Ortaklardan birine hayatını sadeleştirmek istediğini, bazı yanıtlara ihtiyacı olduğunu ve onları bu mistik ülkede bulmayı amaçladığını söylemişti.İşine son vermiş, malikanesini, adasını ve jetini elden çıkarmıştı.Hatta Ferrari´sini bile satmıştı. 

Birgün ofisimin kapısı yavaşça açıldı.Kapının ardında canlılık ve enerji yayan, genç ve iyi görünüşünden fazla neredeyse kutsal diyebileceğim bir huzura sahip, gülümseyen bir adam kapıda göründü. 

´İşimi elimden almaya niyetli hızlı bir avukat herhalde´diye düşündüm. 

Genç adam sevdiği bir öğrencisini izleyen Buda gibi gülümseyerek bana bakmayı sürdürdü.Dayanılmaz sessizlikle geçen uzun bir aradan sonra şaşırtıcı bir biçimde emredici bir ses tonuyla konuştu: 

´Tüm konuklarına böyle mi davranırsın John, hele sana mahkeme salonlarının sırrını öğreten birine´ 

´Julian? Bu sen misin? İnanamıyorum! Gerçekten sen misin? ´ 

Güçlü kahkahası kuşkularımı doğruladı.Önümde duran genç adam uzun süredir kayıp şu Hintli Yogiden başkası değildi: Julian Mantle.İnanılmaz değişimi karşısında şaşkına dönmüştüm.