KATEGORİLER

Peri Gazozu

Peri Gazozu Kategori: Roman Yazar: Ercan Kesal Yayınevi: İletişim Dil: Türkçe Sayfa: 198 Sayfa

 PERİ GAZOZU – Ercan Kesal / ROMAN – Biyografi

Anadolu´da görev yapan doktor yazarımız başından geçenleri gayet akıcı ve etkili bir şekilde paylaşmış. Kökleri ile bağları koparılıp, cahil bırakılan, akil insanların idam ve sürgünlerle yok edildiği Anadolu insanının acı hallerini içiniz sızlayarak okuyacaksınız.

Öneri üzerine okuduğumuz bu eser kütüphanemizde yer alıyor. Okumamızı öneren kitap dostumuza teşekkür ederiz.

http://blog.milliyet.com.tr/bize–ve–insana–dair–hikayeler––peri–gazozu/Blog/?BlogNo=424726

  gokyuzunebakarkenuyuyakalmisim.blogspot.com.tr/search iki güzel yorum.

Kitaptan : ***Yanılmışım. Meğer bitmemiş. Öyle ya, zulüm ve düşmanlık bitmedi ki. Ne çabuk unutmuşum Habil ve Kabil´i. Mermer sunaklar yeni kurbanlarını bekliyor. Haydi, seyre duralım hep birlikte. Ne kadar da küçükmüş meğer. Sığamadık yeryüzü sofrasına. Kibir denizinde boğulmuşuz da haberimiz yok. Değirmenimiz susmuş , unumuz bitmiş. Fırınlarımız da kararmış, kalplerimiz gibi.
Artık burnumuzda sıcak ekmek kokusu yerine kan kokusu var...
İyi o zaman. Ne diyelim? Afiyet olsun...

*** ...Oğullarını birer birer toprağa veren annelerin ülkesinde, kendi oğlunuzu koklamaktan hicap duymaya başlamışsanız eğer, birbirinizin hayatlarını da fark etmeye başlamışsınız demektir. Bu da iyi bir şeydir. Şimdilik...

***Bir baba, on sekiz yıl önce öldürülen ve kaybedilen oğlunun,kafatası ve kemikleri,yanmış halde bir kuyunun dibinde bulundu diye sevinç gözyaşları döküyor! Bundan sonraki tüm sevinçlerim bu ülkeye haram olsun...

***Sonuna kadar tüketip, bitirmek yerine, ihtiyacımız kadarını alıp, geriye kalanını bizden sonrakilere bırakabileceğimiz bir hayat...Gerçekten, çok mu zor?

***Niye anlamıyoruz hala? Çocuklarımızın dudaklarının kenarından sızan kanlar, bu ülkenin vicdanına yazılan dualarım mürekkebidir.

***   Kara sevda demek, siyah bir mühür demektir. Sevdaya düşenlerin kalbinde mutlaka o mühür vardır.

***   ´İnsan olmak´ kendi mutlu olduğun şeyleri yanındakilere de iletmektir. İnsan, kendinde olmasını istediği herhangi bir şeyi bir başkası için de aynı şiddette isteyebiliyorsa ´insanım´ diyebiliyor.

***   Belki de biricik mesele bu. Dünyanın bizimle birlikte kurulduğunu zannedip, kendimiz için sonsuz bir yaşam hayal etmek...Bu yüzden, bu kadar kalınlaştı derimiz. Bu yüzden dipsiz bir kuyuya dönmüş içimiz.

***   "Bugün" diye adlandırdığımız şey, "geçmişin ve geleceğimizin toplamıdır". Yani geçmişimiz; elimizden uçup gitmiş, kaybolmuş bir zaman değildir. Şimdiki zamanın içinde duran, bekleyen bir şeydir.

www.facebook.com/Kitap-Okumak-%C4%B0ster-misin-327927040637181/  www.youtube.com/watch

Arka Kapaktan :

"Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız? Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimizse, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğunuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor. Şimdi bir türlü sığamayıp, delice bir kavgaya tutuştuğumuz, adına Anadolu denen şu kadim topraklarda, binlerce yıl önce hüküm sürmüş, bir Hitit kralının oğullarına bıraktığı vasiyete bakın isterseniz: ´Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın.´ Bu kadar."Hayatın en yalın ve en efsunlu meseleleri, ölüm ve yaşam, anne–baba–çocuk arasındaki zor muhabbet, büyümek ve yaşlanmak üzerine... Vefalı bir oğulun gözüyle. Bilhassa ölümün, ölümle başetmenin olağanüstülüğü ve olağanlığı üzerine... "Alışmaya" direnen bir hekimin gözüyle. Taşranın sıcak kucağı ve serin kasveti üzerine... Orayı hem içinden hem dışından bilen bir evladının gözüyle. Türkiye´nin ipin ucundaki yakın tarihinin gölgesi... Kalbi avucunda birinin gözüyle. Ercan Kesal´dan, aynanın kenarındaki fotoğraflar misali hayat parçaları, sohbet makamında insan hikayeleri