KATEGORİLER

Bir Ses Böler Geceyi

Bir Ses Böler Geceyi Kategori: Roman Yazar: Ahmet Ümit Yayınevi: Doğan Kitap Dil: Türkçe Sayfa: 136 Sayfa

BİR SES BÖLER GECEYİ – Ahmet Ümit / ROMAN – Polisiye

Yazarın ‘Masal masal İçinde’ isimli masal kitabını okuduğumuzda ne kadar akıcı bir üslubu olduğunu kavramıştık. Polisiye roman okumama prensibimize rağmen, bu kitabı rafta görünce kendimize hakim olamadık, aldık. İyi ki almışız, iyi ki okumuşuz. Tavsiye ederiz.

·         https://www.facebook.com/pages/Kitap–Okumak–‰C4‰B0ster–misin/327927040637181

·         https://twitter.com/kitap_okumak

                                         

Arka Kapaktan :

Süha orta yaşlı bir üniversite görevlisidir. Anket yapmak için bir Alevî köyüne yaptığı ziyaret onu yeni bir dünyayla ve ilginç olaylarla karşılaştıracaktır. ´Bir Ses Böler Geceyi´ adlı eserinde Alevî kültürünü çeşitli özellikleriyle satırlara yansıtan Ahmet Ümit, bu topraklarda kimsenin birbirine o kadar da uzak olmadığının altını çiziyor. ´Bir Ses Böler Geceyi´ akıcı bir dile sahip, gerilimli bir kitap... Günümüzün felsefî sorunlarıyla da uğraşan eser, Ümit´in polisiye yazarlığının örneklerinden biri. Bu uzun hikâyede gerilimi ve Türk kültürünün önemli bir parçasını bir arada bulacaksınız. 

 Tanıtım Bülteninden:

Dolunayın ışığında bir köy mezarlığı... Mezarlığın duvarına çarpan bir cip. Gecenin karanlığında uçuşan düşler. Issız köyün ortasında kocaman bir cem evi. Konuğunu yitirmiş bir mezar. Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü. Bu olanların sessiz tanığı, bir araştırma görevlisi. Yıkılan idealleriyle, sürüp giden yaşamı arasında sıkışıp kalmış bir adam. Alevi inancına farklı bir bakış. Mistik bir gerilim romanı... "Gözüne kestirdiği dal parçasını çekerken çalılığın arkasında bir karartı fark etti. Feneri oraya doğru tuttu. Yanılmamıştı, az ilerde yeşil renkli bir mezar taşı mahzun bir edayla onu süzüyordu. Bu defa korkmadı, hatta içinde, ´Bu mezar neden mezarlığın dışında´´ diye merak bile uyandı. Bir–iki adım daha yaklaştı. Ama bu mezar bozulmuştu, iki yanında toprak birikintileri yığılıydı. Yeni bir ürperti dalgası sardı bedenini. Mezarın içini görmemesine karşın, upuzun yatan ölünün yer yer etleri dökülmüş yüzü geldi gözlerinin önüne. Öte yandan aklı hâlâ mantıklı bir açıklamanın peşindeydi. Belki de bu mezar henüz ölmemiş biri için kazılmıştı. Neden olmasın´ insanların ölmeden önce de mezarlarını hazırladıklarını biliyordu; iyi de, kazmakla hazırlamak arasında büyük fark vardı. Belki yeri alınır, hazırlıklar yapılırdı ama ölmeden mezar kazdırılır mıydı´ Belki de bu mezarı aç kalmış vahşi bir hayvan açmıştı. Eğer öyleyse mezardaki ölüyü paramparça etmiş demekti. Doğrusu, böyle bir görüntüyle karşılaşmak istemezdi. Yine de merakı ağır bastı; cesaretini toplayıp el fenerini mezarın içine doğrulttu. Mezar gerçekten de boştu."