KATEGORİLER

İnsan Ne İle Yaşar?

İnsan Ne İle Yaşar? Kategori: Hikaye Yazar: Tolstoy Yayınevi: Şule Dil: Türkçe Sayfa: 126 Sayfa

İNSAN NE İLE YAŞAR: Dünya edebiyatının  güçlü  imzası Tolstoy´un, Tanrı´nın insanlar arasında yaşamaya mahkum ederek cezalandırdığı bir meleğin öyküsünü anlattığı, nicelik olarak küçük ama nitelik açısından büyük eseridir. 

Hangi yaş ve kültürde olursanız olun bu eseri okumanızı öneririz. Bir Dünya Klasik Yazarı olan Tolstoy´un  bu ölümsüz eseri, sadece dil ve üslub olarak biraz eskidiği için dört yıldız verilmiştir. 

 Varsıl bir Rus soylusu olan Tolstoy, sonraları Tolstoyanizm diye tanınacak olan bir soy anarşist Hıristiyanlığının temellerini atmış; kendisini mülksüzleştirmiş; mülkiyetin tutsağı olmaktan kurtarmıştır. 

İnsan Ne İle Yaşar, adlı bu yapıtında, iyilik–kötülük; açgözlülük–tokgözlülük, hayat–ölüm benzeri karşıtlıkların erdemli bir yanıtını didaktik biçemiyle vermeye çalışırken; kısa, : ´´ibretlik´´ öyküler yazmaktaki becerisini de sergiliyor. 

(Tanıtım Bülteninden) 

 

Tolstoy İvan İlyiç’in Ölümü, Kreutzer Sonat, Şeytan gibi eserlerinde olduğu gibi, bu uzun öyküsünde de hayata direnmenin manevi kaynağını arıyor. Feodal ilişkilerin gitgide çözüldüğü, tüm toplumsal katmanların bir altüst oluş yaşadığı Çarlık Rusyası’nda, yoksulluk ve baskı altında ezilen insanın, Tanrı’nın verdiği ´sevgi´ için yaşaması gerektiğini hatırlatan Tolstoy, kutsal kitaplarda sıkça rastlanan ´kıssadan hisse´ öykü biçimine başvuruyor. Tanrı’nın ölüm meleği Mihail’in yoksul insanlar arasına karıştığı bu öykü, sevimli ve fantastik olduğu kadar, hayatı olduğu gibi anlatmasıyla ´gerçekçi´ de. Tolstoy

Tolstoy´un kendisini ve Allah´ı arayış macerası bütün ömrünü kaplamaktadır. Ömrü boyunca anlaşılamadı. Sürdürdüğü burjuva hayatım terk etti. Etrafındaki hiç kimse; karısı bile onu anlayamadı. Seksen iki yaşındayken bir gece evden kaçtı ve İstanbul´a hareket etmek üzereyken bir tren istasyonunda hayata gözlerini yumdu. Bazı çevrelere göre bütün hayatı boyunca sürdürdüğü hakikat arayışlarının sona erdiği ve gerçek hakikati İslam´da bularak bu dini öğrenmek için İstanbul´a yöneldiği iddia edilir. 


Tolstoy ´İnsan Ne ile Yaşar´ın bir yerinde şöyle der: 

´... Anladım ki; Allah insanları birbirinden ayrı ayrı değil, tek vücut halinde yaşamalarını istediğinden, her birine kendi ihtiyaçlarını değil, hepsi için gerekli olan şeyleri ilham ediyor. Anladım ki; insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor gibi görünse de, gerçekte onları yaşatan tek şey sevgidir. 

Kim severse Allah´a yaklaşır; Allah da ona yaklaşır çünkü o sevgiyi yaratandır.´ 

    Hikayesini anlattıktan sonra meleğin üzerindeki  elbiseler  döküldü ve insan gözünün bakmaktan aciz kaldığı bir ışıkla örtündü; sesi de giderek yükseldi. Ses öyle çok yükseldi ki, sanki ondan değil de yukarıdan, gökten geliyordu. 

Melek şöyle devam etti: 

 

Anneye , çocuklarının neye ihtiyacı olduğunun bilgisi, varlıklı adama da kendisinin neye muhtaç olduğunun bilgisi verilmedi. Hiçbir insana, akşam olunca vücudu için çizmelere mi yoksa cesedi için terliklere mi muhtaç olduğu bildirilmedi. Yetimler hayatta kaldıysa, bu  annelerinin  üzerlerine titremesinden değil, yabancıları olduğu halde onlara merhamet eden ve sevgi duyan bir kadının yüreğinde sevginin bulunmasındandı. Öyle ki, bütün insanlar, kendi selâmetleri için harcadıkları düşünceyle değil, insana verilen sevgiyle yaşarlar. Önceden, Tanrı´nırı insana hayatı ve yaşaması için arzular verdiğini biliyordum; şimdi anladım ki, gerçek bunların ötesindeymiş. Anladım ki, Tanrı insanların birbirlerinden ayrı ayrı değil, tekvücut halinde yaşamalarını arzu ettiğinden, her birine kendi ihtiyaçlarını değil, her birine hepsi için gerekli olan şeyleri, ilham ediyor. 

Melek, Tanrı´ya şükürlerini sunarken, sesinden kulübe titredi, evin çatısı açıldı ve bir ışık sütunu yeryüzünden semaya yükseldi. Simon, karısı ve çocukları bunun etkisiyle yere düştüler. Melek de gökyüzüne doğru yükseldi.