KATEGORİLER

Statü Endişesi

Statü Endişesi Kategori: Felsefe Din Yazar: Alain De Botton Yayınevi: Sel Yayıncılık Dil: Türkçe Sayfa: 332 Sayfa

 STATÜ ENDİŞESİ – Alain de Botton / Felsefe

Okunmaya değer, okumadığınızda bir çok şey kaybetmiş olacağınız bir eser. İnsan ve toplum üzerine son zamanlarda ele alınmış sade ve okuması gayet zevkli bir kitap. Fazla söze gerek yok. Okunması ve kütüphanede saklanmaya değer. Başta yazar olmak üzere, çevirmen , yayınevi ve bize bu kitabı okumamızı tavsiye eden dostumuza sevgi ve şükranlarımızı sunuyoruz. 

Kitaptan :
" ´Ego´muz ya da kendi kendimizi algılayışımız hava kaçıran bir balona benziyor: Sönmemesi için sürekli sevgiye ihtiyaç duyuyor, hor görülmeler ve görmezden gelinmelerse onu pıs diye söndürebiliyor. İşin ilginç ve absürd yanı da bu: Diğerlerinin ilgisi bizi doyasıya neşelendirirken ilgisizlik büyük bir yıkıma sürüklüyor. Bir iş arkadaşımız bize gönülsüzce selam verdi ya da ettiğimiz bir telefon yanıtsız kaldı diye dünyamız kararabiliyor. Ve biri adımızı anımsadı ya da bize mavi boncuk dağıttı diye hayat birden bire yaşamaya değer olup çıkıyor."

" ´Snop´ sözcüğü ilk olarak 1820´lerde İngiltere´de kullanılmaya başlandı. Söylenene göre o zamanlar Oxford ve Cambridge Üniversitelerinde sıradan öğrencileri aristokrat öğrencilerden ayırabilmek için adlarının hemen yanına sine nobilitate (soylu olmayan) ya da kısaca s.nob diye not düşülürmüş. Sözcüğün kökeni bu s.nob kısaltmasına dayanıyor.


Snop sözcüğünün anlamı zaman içinde değişime uğradı. ´Snop´ başta yüksek statü sahibi olmayan kişileri karşılayan bir sözcük iken, kısa bir süre sonra yüksek statünün yokluğundan rahatsız olan kişiler için kullanılmaya başlandı. Artık şu da açıktı ki snop sözcüğünü telaffuz edenler, eleştirel bir imada bulunmuş oluyorlar, yerilmeyi ve alay edilmeyi hak eden bir ayrımcılığı tarif ediyorlardı."


"1892 tarihli bir Punch karikatüründe, bir bahar sabahı snop bir anne ile iki kızı Hyde Park´ta yürümektedir. Kızlardan biri heyecanla haykırır: ´Anne! Gördün mü, Spicer Wilcox´lar yanımızdan geçti. Duyduğuma göre bizimle tanışmaya can atıyorlarmış. Onlara seslensek mi?´ 


´Elbette hayır, tatlım´, der anne, ´Eğer bizimle tanışmaya can atıyorlarsa bu demektir ki bizimle tanışmaya layık değiller. Bizimle tanışmaya layık olan insanlar, bizi tanımak istemeyen insanlardır ancak!´ "


"Bize en dayanılmaz gelen başarılar, sözde eşit olduğumuz kişilerin başarılarıdır."


"Kendimize duyduğumuz saygı, gerçekleştirdiğimiz başarıların potansiyelimize olan oranıyla çıkar ortaya."


"Ne kadar katı olursa olsun hiçbir kanun, tembeli çalışkan, müsrifi tutumlu, ayyaşı da mazbut bir adam haline getirmez."


"Dünya, nitelikli olanı değil, çoğu kez nitelikli görüntüsü vereni ödüllendirir." 

                                 La Rochefoucauld

"Sağduyunun süzgecinden geçirilerek geçersizliği kanıtlanmış bir yargıdan ötürü endişe duymak, iki kere ikinin beş ettiğini kanıtlamaya kafayı takmış bir zavallının  yargılarına kulak asmaktan farksızdır."

Arka kapaktan :

Bu kitap, hepimizin içini kemiren ancak pek nadir ifade edebildiğimiz bir korkuyu su yüzüne çıkarıyor: başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü korkusu. Başarısızlığımızın toplum tarafından acımasızca yargılanacağı hissi. Bir başka deyişle bu kitap, evrensel bir endişeye, statü endişesine ayna tutuyor.

Alain de Botton, yine zarafet ve incelikle statü endişemizin nereden kaynaklandığını ve onu yenmek için neler yapabileceğimizi anlatıyor bize. Felsefecilerin, sanatçıların ve yazarların yardımıyla, statü endişesinin tarihsel öyküsünü ve tarih boyunca bu endişeyi yenmeye çabalamış hareketleri inceliyor. Toplumun acımasız yargılarına karşı kalkanlar edinen ve bu yolla mutluluğa ulaşmaya çalışan yalın ayaklı filozofların, üstsüz bohemlerin, komedyenlerin, şair ve ressamların bir resmi geçidini sunuyor okura.

Sonuç: bu kitap yalnızca eğlendirmiyor, düşüncelerimizi de kışkırtıyor. Felsefenin yardımıyla toplumsal kaygılarımızdan kurtulmamızı sağlayan, yürek hafifleten bir kitap.

Kitabı okuyanlar, belki yıllardır ruhlarını kemiren statü endişesinden arınmış olacaklar.