KATEGORİLER

İnsanlar Uyurlar Ölünce Uyanırlar

İnsanlar Uyurlar Ölünce Uyanırlar Kategori: Felsefe Din Yazar: Emre Dorman Yayınevi: İstanbul Yayınevi Dil: Türkçe Sayfa: 180 Sayfa

 İNSANLAR UYURLAR ÖLÜNCE UYURLAR - Emre Dorman / Din

Ölüm gerçeğine yaklaşan bir çok kitaptan farklı olarak, konuyu Kur´an dan ayet ve hadisler eşliğinde incelemeye çalışmış. Ölüm kavramı ilgi alanınızda değilse okunması zor gelebilir. Bu alanda kaynak arayanların, özellikle ´´Muhammedi´´ olmayan, diğer din mensubu  okurların okumasında yarar olacağını düşünüyoruz. En azından bir başka dinin konuya nasıl yaklaştığını görmüş olabilirler.  www.youtube.com/watch  konu ve yazar ilginizi çekiyorsa kitabın you tube da sesli sunularını buradan dinleyebilirsiniz.  mihankes10.blogspot.com.tr/2014/10/insanlar-uyurlar-olunce-uyanrlar.html adresinde kitap okurun değerlendirmelerini okumanız  çok daha net bilgi verebilir size.

www.facebook.com/Kitap-Okumak-%C4%B0ster-misin-327927040637181/  www.youtube.com/user/KitapOkumak/videos

Kitaptan:

*** Hakikaten kısa bir masal gibiymiş insan hayatı. Bir varmış bir yokmuş.
*** Alınan her nefesin yarısı yaşam, yarısı ölüm için alınır.

*** … İstanbul örneğin. Kaç uygarlığa beşiklik etti bunca zaman? Roma, Bizans, Osmanlı Topkapı Sarayı’ndan yönetilirdi bir zamanlar dünya. Koca kralların dizi titrerdi belki geldiğinde saraya. Şimdi tüm dünyadan insanlar gelip müze niyetine geziyorlar. Nerede o hükümranlık, o ihtişam? Tüm dünyaya hükmedebilirsiniz, ancak ölüme hükmedemedikten sonra neye yarar mülk üzerindeki geçici hakimiyetiniz?
***Yani acaba oturduğumuz yerde, havada uçarken olduğumuzdan daha mı az karşı karşıyayız ölümle?

*** Vücudumuzda en hareketli kaslarımızın göz kaslarımız olduğunu ve bir günde ortalama yüz bin defa kasıldıklarını biliyor musunuz?

*** Birkaç dakikalık zaman zarfı içinde yaklaşık kırk bin deri hücremizin öldüğünün ve yerine yenilerinin yaratıldığının farkında mısınız?

*** Tek bir DNA molekülümüzde tam bir milyon ansiklopedi sayfasını (ortalama 1000 kitap) dolduracak miktarda bilgi yani her bir hücrenin çekirdeğinde, insan vücudunun işlevlerini kontrol etmeye yarayan bir milyon sayfalık bir ansiklopedinin içerebileceği miktarda bilginin kodlanmış olduğunu düşünen biri var mı?

*** Gönülden inanan biri Allah’ın her şeyi en iyi şekilde bilip yerine getireceğinden en ufak bir şüphe duymaz. Ona güvenir, teslim olur. Rabbim benden daha iyisini bilir der.

*** Ölüm hayatın ikiz kardeşidir.

*** İnsan kainata hakim bir varlıktır diyen felsefe öğretmenine, öğrencilerinden biri, şu şekilde cevap vermiş:
‘Tansiyonuna bile hakim olamayan insan, kainata nasıl hakim olur?’

*** Materyalist bir öğretmen, öğrencisine, ‘Söyle bakalım’ demiş, ‘Allah nerede? Eğer bilirsen sana portakal vereceğim.’ Öğrencinin cevabı şu olmuş: ‘Siz bana onun olmadığı bir yer gösterin, ben size portakal bahçesi vereyim.’

Arka Kapaktan:

Pek çok insan dünya hayatının geçici ışıltısına aldanıp istek ve arzularının peşinde yok yere tüketir ömrünü. Tıpkı bir yaprak misali savrulur durur yaşam içinde. Bir gün öleceği gerçeğini unutup ölüm sonrası için kayda değer bir hazırlık yapmadığı gibi, değersiz ve anlamsız bir şekilde yaşar hayatını. Oysa ölüm, yaşamın ikiz kardeşidir. Yaşamla birlikte var edilmiştir. Alınan her bir nefesin yarısı yaşam, yarısı ölüm için alınır. Ölüm bize bu kadar yakındır.

Ömür, anne karnı ile toprak altındaki iki karanlık arasında yakılan bir kibrit alevi gibidir. Alev almasıyla sönmesi an meselesidir. Göz açıp kapar gibi geçecek ve bir gün son bulacaktır. Uyanmak için uyumak gerekiyordu önce. Ölmek için yaşamak. Ve biz yaşıyorduk. Yaşıyorken de uyuyorduk. Derin bir uyku içindeyken kendimizi, yaşıyor sanıyorduk.

Bu gerçek ile yüzleşmeye, dünya uykunuzdan uyanmaya ve yaşamınızı sorgulamaya cesaretiniz var mı? Eğer yok ise bu kitabı elinizden bırakabilir, yaşantınıza kaldığınız yerden devam ederek sizin için ayrılan sürenin sonuna gelebilir ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayıp, hiç yaşamamış gibi ölebilirsiniz. Kaçınılmaz olan ölüm ile yüzleşmeden önce, yüzleşin kendinizle.

“Bir zamanlar, bir adam bir yandan buz satıyor, bir yandan ‘Sermayesi eriyen şu adama yardım ediniz’ diye bağırıyordu.

Bir zât, bu sözleri duyar duymaz, yolun ortasına öylece yığılıp kaldı. Kendisine geldiğinde, sebebini sordular. Dedi ki:

- Satıcının eriyip giden buzları, bana eriyen ömür sermayemi hatırlattı.”