KATEGORİLER

Asi Ruhlar

Asi Ruhlar Kategori: Felsefe Din Yazar: Halil Cibran Yayınevi: Süre Yayınevi Dil: Türkçe Sayfa: 121 Sayfa

ASİ RUHLAR – Halil Cibran / FELSEFE

İnsanlık tarihine mal olmuş bu tarz yazarlar ve eserleri için ne yazılabilir acaba? Harika bir kalem,okunması ve kütüphanemizdeki yerini alması gereken şiir tadında öyküler.Yazarı bir kez daha saygı ile yad ediyoruz.İyi ki yazmışsın Halil Cibran..

 ·         http://www.youtube.com/user/KitapOkumak

               https://twitter.com/kitap_okumak                                 

                    https://www.facebook.com/pages/Kitap–Okumak–‰C4‰B0ster–misin/327927040637181

Arka Kapaktan :

 Bu kitaptaki dört öykü, Halil Cibran´ı yalnız kendi kuşağının en önde gelen düşünür ve yazarlarından biri yapmakla kalmayıp aynı zamanda düşüncelerini aktarmakta bir  araç  olarak İngiliz dilini kullanan ilk yazar olmasını da sağlayan Ermiş´in yayımlanmasından on beş yıl önce,1908´de tamamlandı. Bu öyküler yayınlandığı sırada, henüz yirmi beş yaşında olan Cibran, Arapça konuşan ve çoğu kendi memleketlisi olan bir avuç hayranı dışında, pek tanınmıyordu. Asi Ruhlar, bazı yönleriyle yazarın Vadinin Perileri adlı  yapıtının  devamı niteliğindedir. Bu kitaptaki yazılar, öykü biçiminde olsalar da, aslında mesel özelliğindedirler. Önceki öykülere göre daha cesur, daha açık sözlü ve daha  güçlüdürler . İçerdiği tanımlamalar ve simgeler daha zengin, kullanılan dil daha  güzeldir . Yazar bu öyküler  aracılığıyla   mesajlarını  iletir. Osmanlı İmparatorluğu egemenliği dönemi Lübnan´ında büyük yankı uyandıran bu  yapıt   gençler  için tehlikeli, devrimci ve tutkulu bulunmuş, yazarın Moronite Kilisesi tarafından afaroz edilmesine ve kitabın yasaklanmasına  yol  açmıştır. Mesellerin odağında geleneklerin baskısına karşı direnen  kadınların  olması, dintaciri rahiplere yönelik eleştirilerin bulunması, kilisenin tepkisini daha da arttırmıştır. 

Kitaptan :
 Özgürlük tahtı önünde  ağaçlar , meltemin dokunuşuyla titriyorlar.

Özgürlüğün heybeti karşısında güneş ve ay ışığıyla seviniyorlar.

Serçeler, özgürlüğü işitmek için ötüşüyorlar, çiçekler özgürlük ortamında nefeslerinin kokusunu yayıyor...

Yeryüzündeki herşey, özgürlük şeref ve sevinciyle dolu tabiat kanunlarıyla yaşıyor..

Oysa insanlar bu nimetten ne kadar yoksun!

Çünkü insanlar, evrensel ilahi ruhlarına sınırlı kanunlar koydular.

Bedenleri ve ruhları için acımasız kanunlar çıkardılar.

Eğilim ve duyguları için korkunç ve dar zindanlar yaptılar.

Kalpleri ve akılları için derin ve karanlık mezarlar kazdılar.

Aralarından birisi kalksa, toplumsal kurallara ve kanunlara karşı çıksa, hemen onun isyankar, aşağılık, toplumdan sürülmeye layık, rezil ve ölümü hak eden birisi olduğunu söylerler..

Ancak sevgiyle yaşamak ve sevgi için yaşamak dururken, bir insan, ömrünün sonuna ya da zaman onu azat edinceye kadar kendi koyduğu geçersiz kanunların kölesi olarak kalabilir mi?

Dikenler ve kafatasları arasında kendi bedeninin gölgesini görmemek için gözlerini yere dikerek ya da yüzünü güneşe dönerek sonsuza kadar durabilir mi?