KATEGORİLER

Düşünce Tarihi

Düşünce Tarihi Kategori: Felsefe Din Yazar: Orhan Hançerlioğlu Yayınevi: Remzi Kitabevi Dil: Türkçe Sayfa: 422 Sayfa

 DÜŞÜNCE TARİHİ – Orhan Hançerlioğlu – FELSEFE

Uzun çalışma ve araştırmalar sonunda ortaya çıkmış, kaynakçası olan bilimsel bir eser. Öneri üzerine büyük bir hevesle okumaya başladık ancak bizim için ağır geldi. Felsefe ile ilgili ciddi kaynak arayanlara öneririz. Felsefe bölümlerinde okuyan öğrenciler zaten bu eseri okumuşlardır ya da çok yakında okuyacaklardır.  

  elcinkiray.blogspot.com.tr/2011/08/orhan-hancerlioglunun-dunya-dusunce.html adresinde kitap ile ilgili biraz daha detay özete ulaşabilirsiniz. www.goodreads.com/book/show/339777.D_nce_Tarihi buradan da çok sayıda ve farklı okur yorumlarına göz atmanızda yarar olabilir.

 www.facebook.com/Kitap-Okumak-%C4%B0ster-misin-327927040637181/  www.youtube.com/watch

Kitaptan : ***Üstün güçlerle çevrili olduklarını gören, bu üstün güçlerden korkan ilk insan toplulukları koruyucularıni çevrelerinde aradılar. Bu koruyucu çoğu zaman bir hayvan, kimi topluluklarda bir bitki, pek az rastlanmakla birlikte kimi topluluklarda deniz yada yıldız oldu. Bu koruyucunun adına totem dendi. İnsan denilen yaratığın ilk dini, totem dinidir. Artık her topluluğun kendisini koruyan bir totemi vardı. (Sayfa 30)

***Bir insan yaratmak için iki yüz yirmi beş milyon erkek tohumu sekiz saat süren bir yarışa girişirler. Kadın yumurtası gizli karanlık bir köşede gizlenmistir. İki yüz yirmi beş milyon yarışçı arasından hangisi amaca daha önce varır, yumurtayı gizlendiği köşede bulabilirse, doğacak çocuğu o meydana getirir. Kazanan en güçlüdür. Çünkü, en iyi koşucu, en iyi bulucu, ve en iyi delici olarak üç sınavda da başarıya ulaşmıştır. En güçlü, en iyi, en uygun böylelikle seçilir ve yenilen iki yüz yirmi dört milyon dokuz yüz doksan dokuz bin dokuz yüz doksan dokuz olanak (imkan) , doğal süpürgenin acımak bilmeyen süpürüsü önünde ölüp giderler. Cinsi yaşatan, sürdüren en güçlülerdir. (Sayfa 13)

***İnsan, çevresine uyamayacak kadar güçsüzleştiğinden, çevresini kendisine uydurabilmek için akıllanmak zorunda kalmıştır. (Sayfa 16)

***Mutluluk, bir yaz denizinin karşısında,bir ağaç gölgesindedir. Tedirgin edilmeden üstünde uyunan bir toprak parçasıdır.Bir bahar sabahında çıplak ayakla koşulan ıslak çimenlerdir. Sıcak bir günün bitimine doğru, birdenbire esiveren serin bir yeldedir. Güvenli bir düşüncenin aydınlığında, uygun bir sesin titreşimindedir. İstekle ısırılan bir peynir diliminde,yanarak içilen bir yudum suda,özlemle aranan bir fincan kahvededir.Bakkaldan alınan bir paketi taşırken dergilerden yapılmış kese kağıdında göz ucuyla okunuveren güzel bir sözdedir. Günün ilk aydınlığında,gecenin son karanlığındadır.Özlenen sevgilinin dudaklarındadır. Bir annenin okşayışında, bir babanın bakışında, bir çocuğun gülüşündedir.
Çevremiz mutluluklarla doludur. (Sayfa 77) 

Arka Kapaktan :

Bu yapıt ilk yayımlandığında (1963) Afet Muhteremoğlu, Oğuz Kazım Atok vb. gibi değerli yazarlarca Yılın Kitabı olarak nitelenmişti.Değerli sanatçı Suat Taşer de 29 Ocak 1982 tarihli Milliyet gazetesinde şöyle yazdı: "Düşünce Tarihi adlı o güzelim kitabının Yeni Baskıdan Önce başlıklı notunda; emeğine, çalışkanlığına, verdiği yaptların yetkinliğine ve olgunluğuna hayranlık duyduğum Orhan Hançerlioğlu, "Öğrenmek benim mutluluğumdur" der. Aydın olanla olmayanı, bu sözün terazinde tartabiliriz."