KATEGORİLER

İki Dirhem Bir Çekirdek

İki Dirhem Bir Çekirdek Kategori: Deneme Yazar: İskender Pala Yayınevi: Kapı Yayınları Dil: Türkçe Sayfa: 212 Sayfa

 İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK - İskender Pala / ROMAN

Günlük hayatta duyduğumuz veya kullandığımız deyimlerin hikayelerini anlatan kitap ilginç konuları ve eğlendirici üslubu ile kolayca okunmakta ve bittiğinde okurun kelime dağarcığına bir çok yenilikler katmakta.  kitap.yazarokur.com/iki-dirhem-bir-cekirdek adresinde çok sayıda okur yorumu kitap hakkında bilgi verebilir.  www.facebook.com/www.kitapokumakistermisin/  www.youtube.com/watch

Kitaptan : ***   Afyonu Patlamak;

Eski tiryakiler, ramazanda afyonu macun haline getirir ve mercimek büyüklüğünde toplar yapıp her sahurda iki üç tane yutarlarmış. Ancak her bir macunu sırasıyla bir, iki, üç kat kâğıtlara sarmayı da ihmal etmezlermiş. Böylece kâğıt, mide öz suyunda eriyince macun midede dağılır ve birkaç saatliğine keyif devam edermiş. Tabiî iki kat kâğıda sarılan macun, birkaç saat sonra, üç kat kâğıda sarılı macun da onu takiben kana karışınca tiryaki iftara kadar rahat etmiş oluverir. Ancak bu planın yolunda gitmediği, afyonun kâğıdının zor parelendiği yahut kana karışması geciktiği durumlarda tiryaki krizlere girer ve dış dünyadan âdeta kopar. Afyonu patlayıp kana karışasıya kadar farklı tepkiler verir.
Konuşulan veya yapılan şeye uygun karşılık verilmeyen, anlama ve algılamada geciken durumlarda "Daha afyonu patlamadı galiba!" gibi cümleler söylenmesi bundandır.

***   Dilimizdeki " Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz" sözünün aslı muhtemelen "Ane gibi yar;Bağdat gibi diyar olmaz" şeklindedir. Çünkü sözün aslindaki Ane kelimesi,Bağdat yakınlarındaki sarp bir uçurumun kuşattığı dik bir geçitin adıdır. Bağdat gibi ( güzel ) şehir, Ane gibi de(sarp ama manzaralı)yar (uçurum) olmaz, demeye gelir.

Arka Kapaktan : Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kalmak daha etkili kalmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler… Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.
Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar, ve. Deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotta, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikâyesiyle karşılaşmak mümkündür.
Deyimlerimizin ortaya çıkış hikâyelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç olur.