KATEGORİLER

Şemspare

Şemspare Kategori: Deneme Yazar: Elif Şafak Yayınevi: Doğan Kitap Dil: Türkçe Sayfa: 248 Sayfa

 ŞEMSPARE – Elif Şafak / DENEME 

 Firarperest´te olduğu gibi farklı tarihlerde yayınlanmış makalelerinden seçilerek oluşturulmuş bir kitap. Deneme veya Elif Şafak sevenlere önerilebilir. Okunması oldukça kolay , bağımsız bölümlerden oluştuğu için ara ara alınıp okumaya uygun ve en önemlisi olaylara farklı ve biraz daha derinden bakmanızı sağlayabilecek yapıda. alticizilisatirlar.blog.com/2012/07/24/semspare/ veya kitapnotlar.blogspot.com.tr/2015/01/kararr-gokyuzu-bazen-kasvetli-bulutlar.html farklı yorumlara bakılabilir.

www.youtube.com/watch          www.facebook.com/Kitap-Okumak-%C4%B0ster-misin-327927040637181/

Kitaptan: ***    Empati önemlidir. Kendin gibi olmayanı dinleyebilmek, okuyabilmek, anlayabilmek. … Sanat sanat için değildir. Sanat anlamak ve hissetmek içindir. Sadece kendi hikayeni değil, “öteki”nin hikayesini de. Özgürleşmektir sanat. Genişlemek, zenginleşmek, derinleşmek, kendini aşabilmektir.

***   Ne yazık ki, sokakta kadınlara laf atan ama kendi kız kardeşlerine yan gözle bakılınca kanına dokunan bir erkeklik modeli var. Ve gene ne yazık ki, biz kadınlar yetiştiriyoruz onları. Doğdukları andan itibaren ´´Koçum, sultanım, aslanım...´´ diye diye. Onları ayrıcalıklı olduklarına gene biz anneler inandırıyoruz. Sonra o zanla onlar gidip başka kadınların kalplerini kırdıklarında kendimize hiç pay çıkarmıyoruz.

***   Aynı çatı altında bu kadar yakınken nasıl bu kadar uzak düşüyoruz? Ailenin bir ferdinin yüreğinde fırtınalar koparken, diğeri ne hisseder? Bir odanın kapısı kapandığı zaman, o kapının ardında anne çocuğun ya da çocuk annenin ne yaşadığını biliyor mu?

***   Beyin dediğimiz bir kastır. Kullanıldıkça gelişir. Kullanılmazsa durağanlaşır. Sorgulamayan, düşünmeyen, okumayan beyin yerinde sayar. Kendi potansiyelinin ancak binde birini açığa çıkarabilir...

***   İnsan sosyal bir varlık, doğru. Ama insan, aynı zamanda yalnızlığından çok şey üretebilen bir varlık. Ve belki de bugün en temel ama bir o kadar soyut olan eksikliklerimizden biri de bu: “Yeterince yalnız kalmıyor, kalamıyoruz.

***   Dışarıdan güçlü ve akıllı görünen insanların aslında ne çok hataları, günahları, eksikleri var. En ilkeli, en sağlam karakterli görünenlerimizin bile, hatta belki en çok onların...

***   İnsana en yakışan hal hüzündür” diye düşünürdüm uzun seneler boyu. Hâlâ severim hüznün envai çeşit hallerini, o hazan demlerini, yalnız ve sakince düşünmeyi, bol bol tefekkür etmeyi. Ama artık inanıyorum ki insana en çok yakışan, vicdandır. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, hangi etnik kökenden, sosyal tabakadan, ailevi geçmişten, dini yahut kültürel eğilimden, kılık kıyafetten, köy, kasaba ya da şehirden gelmiş olursak olalım, hangi sofradan kalkıp nasıl bir çatı altında uyursak uyuyalım, kulübe ya da malikâne hiç fark etmez, vicdandır bize en çok lazım olan, en vazgeçilmez, en elzem, yeter ki vicdan...

***   Köhne binalar bile gençleşirken, kurumuş otlar bile tazelenirken, yeterli özen ve emekle şu hayatta her şey yenilenirken, insan nasıl değişmez, değişemez?

***   Utangaç insanlarda tuhaf bir cesaret vardır, suskunlarda geniş bir kelime hazinesi. Yumuşak kalplerde sağlam bir duruş vardır. Merhametlilerde dirayet.

Arka kapaktan :

Gönülden yazılmış her roman, her hikâye, her kelime bir şemsparedir...

Güneş parçası..

Kararır gökyüzü bazen; 
kasvetli bulutlar kaplar semayı. 
Hayatın ritmi durağanlaşır, sohbetler bildikleşir, 
içimizde birikir yalnızlık hissi. 
Nasıl özleriz güneşi o zaman,
griler içinde aradığımız 
bir tutam renk demeti.
Peri tozu gibi, inceden.

Gönülden yazılmış her roman, 
her hikâye, her kelime 
bir şemsparedir
Güneş parçası

Düşer omuzlarımıza, 
kar tanesi gibi usulca, 
yağmur gibi yıkar ruhumuzu, arındırır tozdan kirden tekdüzeliklerden...