KATEGORİLER

Adı Aylin

Adı Aylin Kategori: Biyografi Yazar: Ayşe Kulin Yayınevi: Everest Dil: Türkçe Sayfa: 380 Sayfa

 ADI AYLİN – Ayşe kulin / BİYOGRAFİK Roman

Örnek bir hayat; Ancak nasıl yaşanması değil nasıl yaşanmaması yönünde gerçek bir hayat hikayesi. Yüksek matematik zeka, ruhsal ve duygusal zekadan noksan kalınca ortaya böyle ibret dolu bir hayat hikayesi çıkıyor. Yüksek egonun peşinde sürüklenen, uyarı ve eleştirilere şiddetle kapalı, bir bilene danışılmadan, vefasızlık ve ihanetlerle, nankörlükle geçen zavallı bir hayat. Sol ayağım isimli eserde sevgili Christy´nin anneside bir kadın, Aylin´de bir kadın. Cennet ilkinin ayakları altında olduğu büyük ihtimalde ikincisinin nerde olduğunu Allah bilir. Nerede yattığını bilen kim var? Kimler mezarının başında dua okuyordur acaba? 

Akıcı kitabı ibret almak ve vefasızlığın insanı nerelere getirdiğini öğrenmek üzere okunmasını tavsiye ederiz.

Tanıtım Bülteninden :  
Aylin Radomisli Cates, 19 Ocak 1995 Perşembe günü, evinin bahçesinde, o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından, kendi arabasının altında ölü bulundu. Üstünde ve etrafta nasıl öldüğüne dair hiçbir iz yoktu. Bir hırsızın saldırısına uğramış değildi. Bir katille boğuşmamıştı. Elbisesi yırtılmamış, tırnakları kırılmamıştı. Çorapları bile kaçmamıştı.

Kaptıkaçtı tipi arabası, parke taşı döşeli dümdüz avluda, aklın alamayacağı bir nedenle kayarak, dört parmak yüksekliğindeki seti atlamış, meyil aşağı inmiş, ön tekerlekleri yolda, arka tekerlekleri duvara takılı durmuştu. 

Aylin, arabanın altına çaprazlamasına girmiş, sırtüstü yatıyordu. Üstünde abiye bir gri döpiyes, yakasında yarım ay biçiminde bir elmas broş, parmağında tek taş yüzük vardı. Otopsi raporuna göre, iki gün önce, Salı gecesi ölmüştü. Türkiye´nin tartışmasız en ünlü kitaplarından biri Adı: Aylin, prenseslikten Amerikan ordusuna uzanan baş döndürücü bir hayatın romanı...

 

 Arka Kapaktan : 
..Yükseltilmiş sahnede kapağı açık, maun bir tabut duruyordu. Uzun bir sıra oluşturan insanlar, tabutta yatan albay üniformalı Amerikan subayını selamlayıp, içlerinden dua ya da veda ederek, tabutun başından ayrılınca, yanan yürekleriyle gelip salondaki  koltuklarda  yerlerini alıyorlardı. Herkes etrafa hakim olan ordu düzeninin saygınlığını kutsar gibi sessizce ağlıyordu... 

Katafalkın üstünde, dört bir yanı rengarenk çiçeklerle donanmış tabutta yatan kişi, bir askerden çok, oraya bir film çekimi için öylece uzanıvermiş bir Hollywood yıldızını andırıyordu. Bu albay üniformalı Amerikan subayı, bir Türk 
kadınıydı ...