KATEGORİLER

Vejetaryenliğin Yararları

Vejetaryenliğin Yararları Kategori: Beslenme Diyet Yazar: Sadık Hidayet Yayınevi: Yky Dil: Türkçe Sayfa: 73 Sayfa

VEJETARYENLİĞİN YARARLARI - Sadık Hidayet - DENEME - Beslenme

İran´lı edebiyatcı Sadık Hidayet tarafından beslenme üzerine yazılmış bir kitap. Hep duyduğumuz ama çoğu zaman önemsemediğimiz vejetaryenlik hakkında ki sağlam zemine oturmuş bilimsel ve tarihi bilgiler sizi de et tüketme konusunda biraz daha titiz yapabilir.  www.cafrande.org/vejetaryenligin-yararlari-ahlak-vejetaryenlik-sadik-hidayet/ veya prometheusmodern.blogspot.com.tr/2012/01/vejetaryenligin-yararlari.html bloglarında yazar ve incelediği konu olan vejetayenlik hakkında oldukça geniş ve sağlıklı bilgilere ulaşacaksınız.

www.facebook.com/www.kitapokumakistermisin/  www.youtube.com/user/KitapOkumak

Kitaptan:*** Açlık öylesine acımasız bir komutandır ki onun zulmü bir an bile rahat bırakmaz bizi. Yaşamak için yemek gerek! Bugün yemeli, yarın yemeli, hep yemeliyiz.

***   İnsan yaşamında seçilen yiyecek tarzı kadar önemli bir şey olamaz. Çünkü hepimiz yaşam ışığımızı yiyecekten alırız.

***   İnsanoğlunun uygarlık tarihi yiyecek üstüne kurulmuştur. Kargaşalar, saldırılar, savaşlar, göçler, sınıflar arası kin güdüşler, ülkelerde baş gösteren ayaklanmaların temel nedeninde hep besin sorunu yatar.

***   Hayvanları üzmek ve öldürmek, insanlık şeref ve makamına edilmiş küfürdür.

***   Mezbaha iki ayaklı hayvanın icadıdır. Hiçbir yırtıcı ve kan dökücü canlı, yemini bu denli rezilce yemez!

***   İnsan kan döküyor, zulüm tohumu ekiyor. O halde sonuçta savaş, acı, yıkım, ve toplu kıyım biçecek. İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulmayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü görmeyecek etobur olduğu sürece.

***   Dürüstlük ve mutluluk arzusunda bulunanlardan kendi üzerlerinde bitkisel yiyecek denemeleri yapmalarını rica ediyorum.

***   Et kuvvet verici bir gıda değildir ve sanıldığı gibi kasları kuvvetlendirmez. Et yer yemez bir kuvvet hissedilse de bu yapay bir heyecanlanmadan ileri gelir. Sinirleri harekete geçiren alkol kadar tehlikelidir. Halk inancının aksine et, bedeni zehirleyen bir maddedir. Bağırsaklarda bozularak türlü mikroplar üretir. Hemen hemen sindirim sistemi ile ilgili tüm hastalıklar etin bozulması ile bağlantılıdır.

***   İnsan hep karmaşık ve gösteriş düşkünü olmuştur. Kolay ve doğal olan her şey onun gözünde değersizdir. Bu yüzden yaşamını güçleştirerek mutluluğa ulaşacağını sanır. Oysa mutluluğa yüz çevirmektir hep.

***   İnsanın hayvanlara yaptığı zulüm, hayvanlara karşı işlediği cinayetler, kendisinden güçsüz olanı incitmesi, duygularının bozulduğu ve ahlakının düştüğüne bir delildir.

***   Et yeme gereksinimi ya da lezzetinin her gün binlerce hayvanın öldürülmesine neden olduğunu biliyor musunuz acaba? Avlaklarda, balıkçılarda, tavukçularda her gün kurban edilmeye mahkum biçare ve sayısız hayvan ordusunu sayacak olursak, bu hassas varlıkların sayısı milyonları aşar. Bunlar her yıl insanoğlunun fasitleşmiş tat alma duygusu ve mide düşkünlüğü uğruna öldürülmektedirler.

***   Ve yine hiç kuşku yok ki; insanlar yedikleri hayvanları bizzat kendileri kesmek zorunda kalsalardı, çoğu et yemekten vazgeçerdi.

***   Her yırtıcı hayvanın belirli sayıda düşmanı vardır ve diğerlerine zarar vermez. Mesela aslan, ceylan ve geyik gibi hayvanları avlar; kuşlar ve küçük hayvanlarla uğraşmaz. Timsah sadece balık yer. Kedi, fare ve küçük hayvanları yakalar. Ama mide düşkünü insanlar hepsini yer, hapseder, kendi yükünü taşıttırır, işkence eder. Midesi tüm canlılar için geniş bir mezarlıktır. O, yaşayan her şeyi yer. Kuşlardan tutun da deniz salyangozlarına kadar her şeyi midesine gömer.

***   Tecrübeyle sabit olduğu gibi zararlı yiyecekler daha pahalıya mal olmaktadır.

***   İnsanların yediği et, kendilerini savunamayan günahsız ve zararsız varlıkların çektiği acı ve işkencedir. Dökülmüş kanları intikam çığlığı atar, insana ve üstünde yaşadığımız gezegene lanet okur.

Arka Kapaktan:   Modern İran edebiyatının büyük ustası Sadık Hidayetin Yararları, vejetaryenliği kişisel bir seçim olmaktan öte, bir dünya görüşü olarak ele alıyor. İnsan kan döküyor, zulüm tohumu ekiyor. O halde sonuçta savaş, acı, yıkım ve toplu kıyım biçecek. İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulmayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü görmeyecek etobur olduğu sürece. Vejetaryenliğin Yararları, Mehmet Kanar tarafından Farsça aslından dilimize çevrildi. TADIMLIKİnsanın vejetaryen olmasını güçlendiren kanıtlar sanıldığından daha açık ve hissedilir şekildedir. Her şeyden önce doğaya bir göz atacak olursak, bu mahir kimyagerin yeryüzündeki her varlığın yiyeceğini kılı kırk yaran bir bilimsellik içinde onun bünyesine uygun olarak hazırlayıp sunduğunu görürüz. Öyle ki bunlar, onun sırları karşısında saygı ve temkinle başımızı eğmek zorunda bırakır bizi. Mesela bir bitki bataklık için, diğeri çöl için yaratılırken, bir hayvanın ağzı otlamak, diğerinin dişleri parçalamak için yaratılmıştır. Yani her biri bünyesine ve bedensel gereksinimlerine yaraşır şekilde ve binlerce yüzyıl sürecinde bir yiyeceği kabul etmiştir. Bir kamış bataklıktan alınıp çöle dikilirse derhal kurur; meyve yiyen bir maymuna et yedirilirse çok geçmeden hayvanın kılları dökülür ve hastalanır. Aynı şekilde her yiyecek değişikliği daima düzen bozukluğu, rahatsızlık ve ölüm getirir. Çünkü doğanın değişmez yasalarına aykırıdır. İnsan, yapısı itibarıyla yasalar dışında kalan ve diğer canlıların yaşamlarını düzenleyen bir varlık değildir. O da tabiattan doğmuş ve hayvanların evrimi sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu nedenle yakından bağlıdır onlara. Her bakımdan diğer canlılarla karşılaştırılacak olursa, insanın ne yırtıcı, ne de otlayıcı hayvanlara benzediğini görürüz. İnsanın bedeni et yiyecek şekilde yaratılmış olsaydı, yırtıcı hayvanlar gibi vahşi hayvanların peşinden koşup, canlı avı pençe ve dişleriyle parçalayarak ham eti, damarı, siniri, derisi ve kemiği ile birlikte yiyebilmesi gerekirdi. Oysa o kendini, yetiştirilip öldürülen, hazırlanıp pişirilen hayvan kaslarını yemeye ikna etmiştir. Bunların tümü doğaya aykırıdır. İnsan, yapay yiyeceğin bedeninin bir parçası olması amacıyla bir hazım cihazı geliştirmeyi de unutmuştur. Çünkü insanın bünyesi tümüyle meyve yiyen maymunların bünyesine benzer. Sindirim sistemi, dişler, mide, bağırsak ve tüm iç yapısı tıpkı büyük maymunlarınki gibidir. Hatta maymunun köpekdişleri insanınkinden daha uzundur. Bununla birlikte onların yiyecekleri sadece meyve ve bitkilerle sınırlanmıştır. Şu halde insanın kendi yiyeceğini doğrudan doğruya doğanın elinden alması gerek. Gerçekten doğa, yaşam kaynağı güneşin ışınları altında olgunlaşan lezzetli meyve şeklinde sunmaktadır besini. İnsanın öldürülmüş hayvan leşlerini allayıp pullayarak ve doğal yiyecekleri hazırlayarak tat almaya çalışmasına gerek yoktur (Bu bölüm, bu satırların yazarının La Béte Humaine adlı eserinden bir parçadır ve Mayıs 1926da Protection dergisinde basılmıştır).